12.000 Yıl Önce Dünyamıza Gelen Uzay Gemileri!

1965 yılında Çinli Arkeoloji Profesörü Tsum-Um -Nui bir yazı yayınladı. Yazının başlığı şöyleydi:  “12.000 yıl önce dünyamıza gelen uzay gemileri.”  1938’de, Dr. Chi Pu Te’in liderliğindeki bir ekip, Çin’in Baian-Kara-Ula dağlarına doğru bir arkeolojik keşfe çıktı. Keşfin sonunda ekip, antik kültürlerin yaşadığı bazı mağaralarda bir çok yuvarlak, düz yazılı tabletler buldu. Bu tabletlerin yanında iskeletler de vardı. İskeletler ırk özellikleri bakımından dünyadaki hiçbir ırka benzemiyordu. İskeletler çok kırılgandı yalnızca 1,30 metre boyunda idi. Kafatasları genişti ve fazla gelişmişti. Mağaranın tabanında, asırların tozu altına gizlenmiş yüzlerce taş disk bulundu. Disklerin yaşı 10.000 – 12.000 idi. Her diskin çapı 22,7 cm ve kalınlığı 2 cm idi. Her birinin ortası delikti ve gövdelerine kazınmış sarmal oyuklar vardı. Dışarı doğru dönen bu sarmal oyuklar, aslında üzerindeki küçük hiyerogliflerde bir kompozison oluşturuyordu. Çalışmalar genişletildi ve hayret verici sonuçlara ulaşıldı. Kara Ula Mağaralarında bulunan plâkaların sayısı 716’ya ulaşmıştı..


Pekin Tarih Akademisinde incelenen bu levhalar sonunda çözüldü. Ancak Çin Hükümeti Akademi’nin elde ettiği bilgileri gizli tuttu. Varılan sonuçlar hakkında ancak çok küçük bazı bilgi kırıntıları dışanya sızdırıldı. Hiyerogliflerde, dünya dışından gelen ve buradaki dağlarda kaza geçiren uzay gemilerinden bahsediliyordu. Uzay gemileri, kendilerini Dropa diye adlandıran insanlar tarafından kullanılıyordu. 20 yıldan daha fazla süre, birçok uzman uzaylı yazılarını tercüme etmeye çalıştı, ama başarılı olamadılar. Sonunda tercüme profesör Tsum -Um-Nai tarafından yapıldı. Dropa disklerinin mesajı kendilerine Dropa diyen varlıklar tarafından yazılmıştı. Taş diskler uzak bir gezegenden gelen uzay yolcuları olan Dropalıların öyküsünü anlatıyordu. Uzay gemileri Baian – Kara – Ula dağlarının erişilmez bölgesine çarpmıştı. Uzay gemisinin mürettebatı dağların mağaralarına sığınmıştı. Dropalılar gemileriyle gökten indiler. On kere güneş doğana kadar, erkekler, kadınlar ve çocuklar mağaralarda saklandılar. Nihayet, gökten gelenlerin barışsever, iyi insanlar olduklarını anladılar. Böylece Dropalılar’a yaklaşabildiler. Geri dönemediler. Gemileri artık o güçte değildi. Belki de iniş sırasında hasara uğramıştı. Burada o gücü bulamadılar. Ve buralara yerleştiler… Barışcıl niyetlerine rağmen, Dropalar çevre mağaralarda oturan Ham kabilesinin üyeleri tarafından yanlış anlaşıldılar, Ham kabilesi onları yakaladı ve hatta bazılarını öldürdü. Tabletlerin her birinde 7 defa KHAN (HAN) kelimesi vardı. Profesöre göre bu kelime uzay gemisi anlamına geliyor. Çin bilim adamları, plakalar üzerinde yapmış oldukları incelemelerde maden ve kobalt karışımına rastladılar. Plâkalar Ossilograf’tan (salınım çizer) geçirildiği zaman hayret verici yüksek titreşimler meydana gelmişti, sanki bir zamanlar elektrik yüklüymüş gibi ya da elektrik iletkeni olarak fonksiyon yapmış gibi. Bu olay Batı basınında ilk olarak 1968 syılında Sputnik Dergisine bir makale yazan Rus dil uzmanı Dr. Viatcheslav Zaitsev ile duyulmuştur. Taşları inceleyen Dr. Zaitsev bunların yüksek konsantrasyonda kobart ve nadir bulunan bir kısım metaller içerdiğini tesbit etmiştir. 1974 yılında, Avusturyalı mühendis Ernst Wegerer Xian’daki Banpo Müzesine bu disklerden ikisini getirdi. Onların fotoğrafını çekti. Fakat, daha sonra müze ziyaretçileri bu diskleri göremediler. Müzeden yapılan açıklamaya göre, Baian Kara Ula’dan gelen cisimler tahrip olmuştu!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir