Adolf Hitler’in İkna Kabiliyeti

Siyaset tarihinin gelmiş geçmiş en etkili konuşmacılardan olan Adolf Hitler’e göre dünya üzerindeki her büyük hareket gelişimini büyük yazarlara değil büyük konuşmacılara borçludur. Hitler kendi konuşmalarını kendisi yazardı, konuşmalarına çalışırken el hareketi, ve vücut dilinin üzerinde de saatlerce çalışırdı. Amerikalı psikolog Henry Murray nazi liderin sahnedeki genel duruşunu 1943 yılında hazırladığı “Adolf Hitler’in Kişiliği” adlı 229 sayfalık raporunda “hipnotize edici” olarak tanımlamıştır.

18. yy Almanyasında okultizm ve batıl inançlara bağlılık önemli rol oynamıştır. Özellikle köylülerin günlük hayatları diabolik kavramlarla, cinlerle ve şeytansı varlıklarla belirleniyordu. Alman köylülerini en derinden etkileyen batıl inanç ise Auto-Teism olarak bilinen bir akımdı. Bu bir çeşit ruh hastalığıydı ve kişinin kendisini tanrı veya çok kutsal bir din adamı olduğuna inandırmasıyla başlıyordu. Kendisinin tanrı ya da aziz olduğuna inanan kişi epileptik nöbetler geçirmeye, isterik davranışlarda bulunmaya ve garip sözlerle konuşmaya başlıyordu. Alman köylüler ekstaz dedikleri bu nöbetler sırasında kişinin söylediklerini ezberlemeye ve dediklerini yapmaya çok düşkündüler. Ekstazı tanrı ya da aziz olmanın ön koşulu olarak görüyorlardı ve nöbet sırasında söylenenlerin de kehanetler olduğuna inanıyorlardı. Bu durumun en uç örneği 1624’de 30 yıl savaşlarının başlamasından dört yıl önce Ezechiel Meth adlı bir kişide görülendir. Meth kendisini tanrı ve onun melekeleriyle özdeşleştirmiş ve etrafına binlerce köylüyü toplamıştı. Meth dört yıl sonra başlayacak savaşı göremeden öldürülmüştü ama ona bağlananlar bu cahil köylü azizi hiçbir zaman unutmamışlardı.

hitler-hitabet

Hitler de tıpkı Meth gibi az eğitim görmüştü ve o da konuşurken daha çok epileptik kişilerde gözlenen ekstaz belirtileri gösterirdi. Hitler’in öğrenimini tamamlayamamış olması halkın gözünde bir eksiklik değil tersine bir kazançtı. Hitler iyi eğitimli olsaydı halk onu dikkate almayacaktı. Halkın çoğunluğunun gözünde cahil bir kişinin ‘doğru’ sözler söylüyor olması onda Auto-Teistik kehanet gücünün olduğunun en önemli kanıtıydı. Hitler’de bu özelliğini sonuna kadar kullanmış, kendisinden geçerek ve ağlayarak attığı nutuklarla milyonlarca Almanı büyüleyerek kendisine bağlayabilmiştir.  Çünkü Almanlar Auto-Teizm geleneğine alışkındılar ve 1. dünya savaşının getirdiği hezimet ve aşağılık duygusundan kendilerini kurtacak bir tanrıyı ve azizi özlemle beklyorlardı. Alman halkının gözünde savaşı kaybedenler okumuşlar ve soylulardı, dürüst cahiller değildi. Colin Wilson’a göre Hitler’in gücü sihirliydi. Göze görünmeyen bir kaynaktan gelen bir güçle aniden otomatik olarak harekete geçerdi. Kendisini yakından tanıyanlara göre Hitler hiçbir karizması olmayan sıradan biriydi. Ancak gücünü kullanması gerektiğine karar verdiği an birdenbire orkestrasını harekete geçiren bir maestro gibi sihirli gücünü gösterirdi. Bir dönem ekonomi danışmanlığını yapan Otto Wagner şöyle demiştir: ” Konuşması oldukça garipti. Birçok insan hipnoztize olduğunu hissetmiştir. Gerekli gördüğü zamanlarda adeta bir düğmeye basar ve düşünce mekanizmasını harekete geçirirdi. Böylesi durumlarda insanlar neler konuşulduğunu anlamadan pskilojik bir baskı altına girerlerdi.” Mimik ve jestlerini ustaca kullanan Hitler, yapacağı konuşmalarda hangi hareketleri yapacağına saatlerce çalışır ve bunları fotoğraflarla kayıt altına alırdı. Hitler, mücadeleci bir kişilik sergilemeye çalışıyor ve üstün niteliklere sahip olduğu izlenimi vermek için vücut dilini etkin bir biçimde kullanıyordu. Sert bakışlar, ani hareketler ve uzun konuşmalar propaganda amacı ile yapılan ayrıntılardı. Kendisini yanılmaz, hata yapmaz bir lider olarak göstermeye çalışıyor eskiden savunduğu görüşleri halen sıkı sıkıya savunduğunu belirtiyordu. Goebbels onun için şöyle demiştir: Führer hiç değişmez. Çocukken nasılsa şimdi de öyledir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir