Akaşa kayıtlarındaki gizem

İnsanın yaptığı her eylem, sarf ettiği her söz, kaybolmadan kaydediliyor, öldüğünde bu eylemlerinin gözleri önünden bir film şeridi gibi geçeceği ve insanın hatalarını göreceği, böylece bir sonraki yaşamına hazırlanacağı söyleniyor. Bu evrensel kayıt sistemine Akaşa adı veriliyor. Rıza Emiroğlu, aşağıdaki yazıda bu konuyu inceliyor.

Evrensel Kayıt Sistemi

Evrensel kayıt sistemi şeklinde de belirtilebilecek olan “Akaşa” kavramı, ruhsal ya da fiziksel düzeyde olan tüm olayların kaydedildiği ve saklandığı doğal bir mekanizmanın ifadesidir. Bu kayıt işlemi, mikro ve makro düzeylerdeki tüm varoluş için söz konusudur. Ruhsal bilgilere göre bu mekanizma, üst boyuttaki mekânlarda oluşur ve fizik düzeydeki tüm süreçlerin o boyuttaki yansımalarının kaydedilmesi şeklinde işler.

Akaşa kavramı

Sanskrit dilinde Akaşa, “Primordial Cevher” anlamına gelir. Hindu öğretisine göre, Akaşa şeklini almış olan İlah, her şeyi kaplar. Bu nedenden de büyücüler tarafından “Yaşayan Ateş”, “Işığın Ruhu” ve bazen de “Magnes” diye adlandırılmıştır. Eflatun’a göre, evreni bir “dodekahedron” (12 yüzlü geometrik form) biçiminde yaratan en yüksek İlah’ın kendisidir. ‘Primordial sıvı’ olarak Akaşa, astrolojide Balık burcu ile temsil edilir.

Yunanlı filozofların ‘Ether’i, Hindulann Akaşa’sıdır. ‘Ether’ ise bu Primordial Cevher’ in bizim seviyemizdeki tali bölümlerinden biridir. Ether aynı zamanda, Kabalistlerin hem iyi, hem de kötü etkileri olan “astral ışığı”dır. Kendisi Akaşa’nın bir veçhesi olan Ether”in de birkaç veçhesi ya da ‘prensibi’ vardır.

Sinema Filmi Gibi

Daima var olan ve olacak olan bir sinema kameramanı olduğunuzu düşünün. Emrinizde de sonsuz bir film stoku ve bu filmleri sizin için sürekli banyo eden biri bulunsun. Fizik evrende ortaya çıkan her kütleye ait zamanın başlangıcından beri her yerde herhangi bir kimseye ve herkese şimdiye kadar olmuş olan her şeyin filmini çektiniz, içinde bulunduğunuz günün olaylarını hâlâ daha çekmektesiniz. İşte bu, Akaşik kayıtlan temsil eder. Şimdiye kadar olmuş olan her şey, sinema filmi üzerinde kaydedilen ışık empülsleri ya da teyp bandı üzerine kaydedilen bir ses gibi, ‘Ether’ üzerinde iz bırakır. Bunlar Akaşik kayıtlardır.

Akaşa Kayıtlarına Nasıl Ulaşılır?

Trans altındayken kişilerin Akaşik kayıtlarını okuyarak geçmiş yaşamları hakkında bilgiler veren Amerikalı medyum Edgar Cayce, birkaç kez transtan çıktıktan sonra, bu bilgiyi nasıl ve nereden aldığım hatırladığım şöyle anlatmıştır: “Kendimi, önümde atıl bir halde yatan fizik bedenimin dışındaki ufacık bir nokta olarak görüyorum. Karanlığın canımı sıktığını görüyorum ve dehşetli yalnızlık hissi var… Birden, beyaz bir ışın farkına varıyorum. Bu ufacık nokta olarak, ışığı izlemem gerektiğini, aksi takdirde kaybolacağımı bilerek ışığı izleyip yukarıya doğru ilerliyorum. Bu ışıktan yol üzerinde ilerledikçe, giderek, üzerlerinde hareket olan çeşitli seviyelerin farkına varıyorum. İlk seviyeler üzerinde, bulanık, iğrenç şekiller —kâbuslarda görülen türden acayip formlar— var. İlerledikçe, her iki yanda da, bedenlerinin belirli bir parçasının büyümüş olduğu biçimsiz beşer formları ortaya çıkmaya başlıyor.”

Edgar Cayce, Akaşik kayıtlara ulaşabilmek için geçtiği astral ortamın alt katmanlarında bulunan geri bedensiz varlı kların yarattıkları iğrenç görüntülerden sonra, kayıtların bulunduğu yere gelmektedir: “Tekrar bir değişiklik oluyor ve aşağıya doğru inen, gri kukuletalı formların farkına varıyorum. Bunlar giderek daha açık bir renk alıyorlar. Sonra yön değişiyor ve bu formlar yukarıya doğru çıkıyorlar. Cübbelerin rengi hızla açılıyor.Bundan sonra, her iki yanda da evlere, duvarlara, ağaçlara, vs. ait bulanık siluetler ortaya çıkmaya başlıyor. İlerledikçe normal kentler ve kasabalar gibi görünen (yerlerde) daha fazla ışık ve hareket var. Hareketin artmasıyla birlikle, sesler fark ediyorum. Önce belirsiz gürültüler, sonra müzik, gülüşme ve kuşların ötüşü geliyor. Işık giderek artıyor, renkler çok güzel bir hale geliyor ve sesle renk birbirine karışıyor. Aniden, bir kayıtlar binasına rastlıyorum. Burası, duvarları olmayan, tavanı olmayan bir bina. Fakat, bana büyük bir kitap —kendisi hakkınca bilgi aradığım bireyin Akaşik bir kaydını— veren yaşlı bir kimseyi gördüğümün farkındayım.”

Rampa ve Akaşik Kayıtlar

Tibet’te doğup rahip olduktan sonra Amerika’ya göç eden Lobsang Rampa, Akaşik kayıtları şöyle tanımlıyor: “Akaşik kayıt dediğimiz şey, bir vibrasyon formudur. Tahrip olmayan, bozulmayan vibrasyonlar… Bunların içinde Dünya’dan yayılan beşer bilgisinin tümü vardır. Dünya’da olup bitmiş her şeyin vibrasyonu her zaman için evrende mevcuttur. Bunlar devamlı olarak yayılırlar. Akaşik kayıt dediğimiz bu vibrasyon bandı, astral halde iken okunabilir, bütün olaylar sinema perdesindeymiş gibi seyredilebilir. Zamanın tarihçileri bu işi başarabilseydi, Dünya ve de ulus tarihlerinin ne kadar yanlış olduğunu görüp utanırlardı.Bu Dünya’da öldüğümüz zaman başka bir varlık âlemine geçmiş oluyoruz. Burada herkes tek tek kendi geçmişindeki eylemlerini görür. Akaşik kayıt içinde, bütün geçmiş hayatını düşünce hızıyla görür. Bu şekilde hatalı ve noksan taraflarımızı görerek, yeniden bedenlenmek üzere plan yaparız. Bitirdiğimizi sandığımız Dünya okuluna yeniden başlarız.”

Akaşik Kayıtlar

Ruhsal bilgilere göre, tüm göksel cisimlerin olduğu gibi bireylerin de Akaşik kayıtları vardır. Bu kayıtlar, hiçbir zaman bozulmadan saklanırlar.’ Belli koşullarda bunların okunması da mümkündür. Böylece Dünya gezegeninin ya da herhangi bir kişinin geçmişi gözlenebilir.

Kuşkusuz, yukarıda da belirttiğimiz gibi bu Akaşik kayıtlar, üst boyutsal mekânlarda bulunurlar. Spiritik kavramlarla ifade edilirse, bu kayıtların olduğu düzey, fizik ortamın enerjik kopyasının, yani astralinin bir katmanını oluşturur. Bu ortamla kurulabilecek bir irtibat, ancak ve ancak çok hassas, medyumsal niteliklere sahip kişilerce mümkündür. Tarihin çeşitli dönemlerinde bu tür kişiler, Akaşik kayıtlarla irtibata geçerek Dünya’nın geçmişine ilişkin birçok bilgiler verebilmişlerdir. Aynı şekilde, kişilerin Akaşik kayıtlarını da okuyup o kişinin geçmiş yaşamlarını söyleyebilmişlerdir. Bu medyumlardan biri de çağımızda yaşamış ünlü şifacı Edgar Cayce’dir.

İncil ve Akaşa

Dinsel literatürde de Akaşa kavramına rastlanır. Antropozofinin kurucusu ünlü bilim adamı ve ezoterist Rudolf Steiner, Akaşa Kronik adlı kitabında, İncil’deki bir bölümün Akaşa kavramını ifade ettiğini şöyle belirtiyor: “İşte ben size yılanları ve akrepleri ve düşmanın bütün kuvvetlerini ayak altına almak için hâkimiyet verdim ve hiçbir şey size zarar vermeyecektir. Fakat ruhlar size itaat ettiler diye sevinmeyin, lakin adlarınız göklerde yazıldı diye sevinin.” (Luka 10, 19-20)

Her ne kadar yoruma açık da olsa, bu cümlelerin Akaşa’yı ifade ettiğini düşünmek mümkündür.

Kuranı Kerim ve Akaşa

İslamiyet’in kutsal kitabı Kuranı Kerim’de de Akaşa’yı ifade eden çok sayıda ayet bulunmaktadır. En başta bu kavram Kuranı Kerim’ de, insanın iki yanında bulunan melekler olarak sembolize edilmişlerdir. Bu melekler, o kişinin günahlarını ve sevaplarını kaydetmektedir. Kuranı Kerim’de bu konuya ilişkin bölümlerden bazıları şöyledir: “Biz insanı yarattık, onların hatırına gelen vesveseyi de biliriz. Biz ona, şahdamarından daha yakınız. Hususa, o zamandaki faaliyetleri yazmaya memur olan iki melek, biri ‘sağında’ diğeri ‘solunda’ oturup amelini kaydederler. İnsan hiçbir söz söylemez ki yanında hazır bulunup kayıt için gözeten bulunmasın.” (Kaf Suresi, 50. 16-17-18).

“… Onların dediklerini… defter-i amale yazacağız: Onlara ‘cayır cayır yakan azabı tadınız’ diyeceğiz. Bu azap elinizin emeğindedir. Yoksa Allah hiçbir zaman zulümkâr değildir.” (Âl-i İmran Suresi, 3, 181-182).

“Onların işledikleri her şey âmel defterlerinde kayıtlıdır. Küçük, büyük her iş yazılıdır.” (El-Kamer Suresi, 54, 52, 53).

” Yoksa onlar sırlarını, gizli konuşmalarını işitmiyoruz mu sanıyorlar? Elbette hepsini işitiyoruz. Yanlarında bulunan elçilerimiz hepsini yazıyorlar.” (Ez-Zuhruf Suresi, 43, 80).

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir