Cern Deneyinin Gizli Amacı

Cern, dünyadaki en büyük parçacık fiziği laboratuarı. Cern’de çalışan fizikçiler, son deneyleri sayesinde yeni buluşlar yapabileceklerini söylüyorlar. En sık ifade ettikleri sözlerden biri; “Bu enerji seviyesi yeni fizik buluşlarının önünü açan kapı olacaktır”..”Büyük Hadron Çarpıştırıcısı.” İngilizce kısaltılmışı “LHC.” Yerin 100 metre altında. Yarı çapı 27 kilometre. Çevresinde çok kuvvetli ve -271.3 derece soğuklukta dev mıknatıslar var. Yılda 15 milyon gigabayt veri toplaması beklenen deneyde, çarpıştırıcının içinde proton parçacıkları büyük bir enerjiyle çarpıştırılıyor. Deney başarıya ulaştığı takdirde dünyanın başlangıcına sebep olan büyük sır keşfedilecek ve kütlenin özü olarak kabul edilen Higgs bozonunun varlığı kanıtlanacak. Dünyadaki her şeyin birbiriyle bağlantılı olduğunu öne süren “süpersimetri teorisi” kanıtlanacak.

Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi’nde (CERN) belki de insanlık tarihinin en önemli denemesi yapılıyor. Evrenin oluşum anı olduğu kabul edilen Büyük Patlama’yı (Bing Bang) laboratuar ortamında gerçekleştiriyorlar. Evrenin yaratılış anına tanıklık etmek istiyorlar ve varlığın temeli kabul edilen ilahi parçacığı yani Higgs Bozonunu.  Big Bang teorisine göre varlığın başladığı nokta burası. O parçacık da adeta bir tanrı. Bir yaratıcı… bildiğimiz ve bilemediğimiz her şeyin başlangıç noktası. Big Bang evrenin “yok” iken “var” hale gelmesine ilişkin bir teoridir. Buna göre, evrenin bir başlangıcı vardır ve bu başlangıç Big Bang adı verilen bir “Büyük Patlama” ile gerçekleşmiştir. Teoriye göre, evrenin tüm materyali yaklaşık 15 milyar yıl önce tek bir noktada toplanmıştı. Bu tek nokta sonsuz bir yoğunluk ve sonsuz bir ısı anlamına geliyordu. Ama bir hacmi yoktu. İşte Büyük Patlama’dan önceki bu dönem evrenin olmadığı, herşeyin “yok”olduğu dönemdi. Teoriye göre, büyük bir patlama ile sonsuz yoğunluktaki birikim büyük bir hızla dağılmaya başladı. Bir başka deyişle evren “yok” iken, “varolmaya” doğru yola çıktı. Bazıları Allah’ın evreni Big-Bang ile yarattığına ve serbest bıraktığına inanır. Onlara gore Allah ilk hareketi yaratmıştır.

Bu deneyler kuantum fiziğinde varlığı teorik olarak kabul edilen fakat bugüne kadar gözlemlenememiş bazı parçacıkların gözlemlenebilmesi için yapılıyor. Atomaltı dünyasının nesnelerine yani atomdan küçük nesnelere parçacık deniyor. Bildiğimiz en eskileri bize okulda öğretilen proton, nötron ve elektron. Fakat artık bunları oluşturan daha küçük parçalar olduğu kabul ediliyor, bunlara quark deniyor. Ayrıca madde olmayan şeylerin, enerjilerin, dalga boylarının da en küçük temel taşları olan çok çeşitli parçacıklar var. Örneğin ışığınkine foton deniyor. İlginç olan, bu parçacıkların bildiğimiz fizik kurallarına uymaması, zaman zaman onları ihlal edebilmesi. Bu tuhaf yaratıklar ışıktan hızlı gidebiliyorlar, zamanda yolculuk edebiliyorlar, aynı anda iki yerde, hatta birçok yerde olabiliyorlar. Bu yüzden onları inceleyen ayrı bir fizik dalı var: kuantum fiziği.  Bu dalda elde edilen sonuçlar bilimin tüm alanlarını ve felsefeyi etkiliyor, yeni bir anlayış getiriyor. Çünkü bu deneylerde deneyi yapanın niyetinin ve düşüncelerinin deney sonucunu etkilediği ortaya çıkıyor, bu da düşüncenin maddeyi etkilediği sonucunu doğuruyor. Bizlerin algısı sadece üç boyutludur. Yalnızca eni, boyu ve yüksekliği biliriz. Einstein, zamanın da bir boyut olduğunu ve evrenin dördüncü boyutu olduğunu ortaya koymuştu. Fakat bilim adamları zamandan ziyade, başka fiziksel boyutların olabileceğinden bahsediyorlar, bizim göremediğimiz, algılayamadığımız boyutlar. Bir teoride dokuz, bir diğerinde on bir boyutlu bir evren modelinden bahsediliyor. Bizim algılayamadığımız başka boyutların varlığının keşfedilmesi bambaşka ve fantastik bir dünyanın kapılarını açacaktır. Örneğin başka bir boyutu kullanan bir varlık yalnızca bizim boyutumuzu kullandığında görünür olacak, bizim boyutumuzdan çıkıp farklı ve bilmediğimiz bir boyutu kullanmaya başladığında aniden ortadan yok olacaktır.

Birçok bilim adamı ve gazeteci, Cern deneyi ile ilgili tek kelime olumsuz söz sarf etmiyor, farklı görüşler ileri sürenleri de komplocu ilan ediyor. Edinburgh Üniversitesi’nden Peter Higgs’in 1960’lı yıllarda ortaya attığı Higgs Boson (Tanrı’nın zerrecikleri) büyük patlamanın ardından ortaya çıkacağı varsayılan parçacıkların adı. Higgs ’e göre kainat, Higgs Alanı adını verdiği bir enerji tarafından yaratıldı. Bu enerji, büyük patlamanın ardından ortaya çıkan parçacıklarla etkileşime girdi ve “Higgs Boson” ismi verilen zerreciklerin ortaya çıkmasına neden oldu. Bu zerrecikler maddeye kütle kazandırdı. Ancak Peter Higgs’in bu teorisi kimi saygın fizik dergileri tarafından kabul görmemişti. Ünlü fizikçi Stephen Hawking, deneyde kozmolojinin “kutsal kasesi” olan bu parçacığın tespit edilemeyeceğini iddia ediyor ve şunları söylüyor; “Bence daha ilginç olacak şey Higgs’i bulamamamız olacaktır. Bu bir şeylerin yanlış olduğunu gösterecek ve yeniden düşünmek zorunda kalacağız”. Cern’deki deneye şiddetle çıkan bilim adamları da var. Walter Wagner ve Luis Sancho bu makinenin beklenenden büyük bir kara delik yaratarak dünyayı içine alacağını, ya da dünyada büyük felaketler getireceğini söyleyerek deneye karşı çıktılar. Eberhard Karls Üniversitesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Otto Rössler öncülüğündeki bir grup bilim adamı da, “deney sırasında açığa çıkacak muazzam enerjinin dünyayı yutabilecek kara deliklerin açılmasına sebep olabileceğini söyleyerek, bu deneyin engellenmesi gerektiğini söylediler ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurdular, ancak başvuru reddedildi. Yine bu deneye karşı olan bilim adamlarına göre cern’deki fizikçiler ateşle oynuyor zira mini kara delikler, bilinen en tehlikeli nesneler olabilir.

cern-deney

Cern’de büyük patlama deneyinin başlatılmasından sonra Japonya, Endonezya, Fransız Guanası’nda ve İran’da meydana gelen depremlerle bu deney arasında bir bağlantı var mıydı? Şili’nin Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Ulusal Komisyonunun hazırladığı raporlarda deneyler ve patlamalar arasındaki bağlantı şöyle anlatılıyor:”Bu raporlar Kamchatka’s Karymsky yanardağının ve İtalya’nın Etna yanardağının son günlerdeki patlamalarının, bu Cern deneyleri ile ilişkili olduğunu ve  Cern deneylerinin trajik olarak yanlış gittiğini bildiriyor. Bu özellikle endişe verici, Nevada’daki 51. Bölge isimli yüksek gizlilikteki üslerinde, Cern’in kuark temelli iletişim sistemine Kuzey Amerika ‘çapası’ nedeniyle son haftalarda o bölgede 5,000 den fazla deprem oldu…”Bu tesbite Rus bilim adamları da katılıyor. Bu hatanın, önce Şili’de muazzam bir volkanik patlamayı ateşlediğini ve Çin’de 7.8 büyüklüğünde bir deprem olmasına neden olduğunu belgelediler. Büyük hadron çarpıştırıcısı devreye girdi ve ertesi gün dünya sallanmaya başladı.İran, Japonya, Endonezya ard arda depremlere tanık oldu. Haiti de meydana gelen depremin hemen ardından Şili’de 8.8 büyüklüğünde başka bir deprem daha meydana geldi. Şili depreminin ardından bir deprem haberi de Elazığ’dan geldi. Dünya günlerce Haiti, Şili ve Elazığ arasındaki ilişkiyi kurmaya çalıştı, farklı levhalarda, farklı deprem kuşaklarında bulunuyorlardı, bu yüzden depremlerin birbirini tetiklemediğini söylediler. Ancak önemli bir ayrıntı unutuldu. Hadron çarpıştırıcısı o tarihte giderek hızlanıyordu. İrlanda’da görülen son volkan patlaması bu raporları ve bilim adamlarının kuşkularını yeniden gündeme getirdi. 9 Şiddetindeki son ve en büyük Japonya depreminin ardından bir şeylerin depremleri tetiklediği konuşuluyor. Deneyin akıbetinin ne olacağıysa şimdilik bilinmiyor. Belki bir kara delik, belki antimadde…

Dünyanın merakla beklediği gün, Eylül 2008’di. Büyük Hadron Çarpıştırıcısı, dünyanın gözleri önünde deneyine başladı. Ancak deney, mıknatıslarda gerçekleşen bir arıza sebebiyle durduruldu. CERN uzmanları, Tanrı parçacığını bulmalarına engel olan arızayı arayadursun, dünyanın en önemli iki fizikçisinin, ortaya attığı iddia, bilim dünyasını karıştırdı. İki bilim adamı deneyin gelecekten sabote edildiğini öne sürdü. Niels Bohr Enstitüsü’nden H. Bech Nielsen ve Yukawa Fizik Teorisi Enstitüsü’nden Masao Ninomiya tarafından yazılan iki farklı makaledeki teori şöyle: Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’nın çalışmalarında araştırmaları sonuçsuz bırakan olaylar talihsizlik değil. Çarpıştırıcı gelecek tarafından sabote edildi.. Önce fizik sitesi arXiv.org sonra da New York Times gazetesinde yer alan “Büyük Hadron Çarpıştırıcı’na Gelecekten Bir Etki” ve “LHC’nin Üzerindeki Gelecek Etkisi” adlı iki makale yazan uzmanlar, şunları söyledi: “Higgs parçasının elde edilmesi, belki de dünyamız ve doğamız için yıkıcı bir etki yaratacak. Belki de gelecekte yapılan bir etki veya müdahale ile bunun önüne geçiliyor. Tıpkı, dedesine gençliğinde otobüs çarpmasını engellemek için gelecekten gelen bir torun gibi”.

CERN’deki Büyük Hadron Çarpıştırıcısı ile ilgili  bir çok iddia ortaya atıldı. Bir diğer adı “Tanrı parçacığı” olan Higgs parçacığı üretmek için çalıştırılacak olan Hadron’un, dünyayı yutacak bir karadelik yaratacağı, zaman yolculuğuna neden olarak gelecekten insanların gelmesine olanak sağlayacağı bunlardan bazılarıydı.

Cern’de çalışan fizikçilerden bazıları kendini kabala ve simyaya adamış bir felsefeci Rav Michael Laitman’ın öğrencisi. Kabala kara büyü, simya ve metafizik güçlerle ilgili gizli bir ilim. Kabalistler Hz. Süleyman için, “O tüm dünyayı büyüyle yönetiyordu” derler. Laitman tüm semavi dinlerin kökeninin kabala olduğunu iddia ediyor. Cern deneyi ile ilgili de şunlar söylüyor:“İnsan kısıtlı algılara sahiptir. Oysa gerçekte bu sadece yukarıdan, Yaratıcı (Ohr Makif) yoluyla gerçekleşebilir. O yüzden sakin olmanızı tavsiye ederim, keza bilim insanları kukla gibidir, bütün hareketleri Yaratıcı tarafından yönlendirilir.” Laitman kukla olarak tanımladığı bilim adamlarından bazılarına Kabala dersleri veriyor.

Bazılarına göre Cern deneyinin gerçek nedeni, kabalistlerin de inandığı gibi cinler alemine erişmek. Cern’de çalışan bir fizikçi bu iddiayı güçlendirecek şeyler söylüyor ve şöyle diyor: “Fizik kanunlarını anlamak istiyoruz. Örneğin biz şu anda üç boyutta yaşıyoruz. Artı bir boyut olarak zamanı koyduğumuzda 4 boyuta çıkabilir. Ama daha yüksek boyutlarda yaşıyor olabiliriz. Fakat farkında olmayabiliriz. Görmediğimiz boyutlar olabilir. Bu da evrenin sırrı olabilir.” Ünlü kuramsal Fizik Profesör’ü Michio Kaku “Büyük Hadron Çarpıştırıcısı, Tanrı’nın Beynini Okumamıza Müsade Edebilir!” adlı yazısında belirttiğine göre Cern’de yapılan deneylerle Sicim Kuramı’nın aradığı süper parçacıkları bulunabilir, bunlardan yola çıkarak doğadaki 4 temel çekim kuvvetinin tek bir kaynağı olduğu ispatlanabilirse, işte o zaman tek kuvvetin gözlemlenebildiği boyuttan, yani 11. boyuttan sinyal alınabilir.

cern-siva

Cern deneyinin yapıldığı bu Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi’nin girişinde Hindu tanrısı Şiva’nın heykeli bulunuyor. Tanrılar hiyerarşisinde en büyük tanrı olduğuna inanılan Şiva, hem yok oluşu hem de varoluşu simgeliyor. Şiva bu heykelde bir çemberin içinde bulunuyor. Elinde alev topu tutarken, bacaklarının pozisyonundan dans ettiği görülüyor. Şiva’nın dans eden figürü, Hinduizm’de ‘Nataraja’ adıyla bilinir. Ve Nataraja’nın iki türlü dansı var. Biri maskulin, öbürü feminen. Maskulin dansın adı Tandava olarak bilinir, yokoluşu sembolize eder. Feminen dansın adı ise Lasya, o da varetmeyi sembolize eder. Yokoluş ve sonrasında varoluş ve tam tersi, bir döngü halinde. Bu yüzden Şiva, çemberin içinde. Peki burdaki Şiva hangi dansı yapıyor? Tandava yani yokoluş. CERN’deki Hindu tanrısı Şiva’nın yokoluş dansı, bir mesaj mı? Neden “bilimsel bir deney”, bu denli dini motifi içersinde barındırır? Efsaneye göre Şiva’nın iki ayağı yere değdiğinde dünya yok olacaktır.

cern-nedir

Cern’de İnsan Kurban Ayini!

CERN’in Cenevre kampüsünde çekilen görüntüler tartışmalara neden oldu. Gece geç saatlerde siyah pelerinli bir grup insanın CERN’in ana meydanında bir araya gelerek sahte bir ‘insan kurban etme töreni’ gerçekleştirdiği görülüyor. CERN sözcüsünün yaptığı açıklamaya göre, tuhaf giysili bir kişi tarafından defalarca bıçaklanarak kurban edilen bir kadının da yer aldığı video görüntüleri hakkında, “Filme alınan bu sahneler için kurumumuzdan hiçbir resmi bir izin alınmamıştır. Bilgimiz dahilinde olmayan bu görüntüler, araştırmalarımızın bilimsel doğasına zarar verebilecek niteliktedir” şeklinde konuştu.

cern-insan-kurban-ayin

Cern deneyinin görünen amacı dışında gizli hedefleri olduğunu ileri sürenler başka paralel boyutlara kapı aralanacağı ve yabancı varlıkların dünyaya doluşacağı (Yecüc Mecüc), gibi yaklaşımlara sahipler. Bazıları, burada ulaşılan hızın, maddi olmayan varlıklar alemine ulaşmanın kapılarını açasileceğini ve İnsanoğlu’nun cinlerin ve başka varlıkların hızına erişebileceğini ileri sürüyor. Kur’an’da ve hadislerde belirtrenlere göre, cin ve şeytanların, Peygamberimiz doğmadan önce gök kapıları herkese açıktı, cinler zamanın kahinlerine göklerden bilgi getiriyorlardı. Vahiy gelmeye başlamadan önce gökyüzüne tırmanıp bazı olaylar ve insanların kaderine ait melekler tarafından icra edilmek üzere yola çıkmış bazı haberler hakkında önceden malumat sahibi olduğuna dair açıkça işaret edilmektedir. Konuyla ilgili bazı ayetler şöyle:

Ve (gökyüzünü) itaat dışına çıkan her şeytandan koruduk.
Onlar, artık mele-i a’lâ’ya (yüce topluluğa) kulak veremezler. Her taraftan taşlanırlar.
Kovulup atılırlar. Ve onlar için sürekli bir azap vardır.
Ancak (meleklerin konuşmalarından) bir söz kapan olursa, onu da delip geçen bir parlak ışık takip eder.”

“Doğrusu biz (cinler) göğü yokladık, fakat onu sert bekçilerle, alev huzmeleriyle doldurulmuş bulduk. Halbuki, (daha önce) biz onun bazı kısımlarında (haber) dinlemek için oturacak yerler (bulup) oturuyorduk. Fakat şimdi kim dinlemek isterse, kendisini gözetleyen bir alev huzmesi buluyor.”

Odin ile özdeşleştirilen ve Cernunnos olarak bilinen Keltlerin bereket ve tarım tanrısı Cernunnos, “Boynuzlu Tanrı” olarak bilinmektedir. Cern, “boynuz” demektir. Zülkarneyn’in “Karn”ı ile aynı anlama gelmektedir. Cernunnos’u betimleyen sembole baktığıldığında boynuzların arasında batan yıldız sembolünü görülür. CERN ile KARN aynı anlama gelir. Zülkarneyn’in gerçek anlamı, İki Zaman ya da İki Nesil sahibi demektir. Gelecekten geçmişe yapmış olduğu yolculuklar, güneşin doğduğu yere, battığı yere ve sed inşasına dek uzanır.

Kuran da ki Zülkarneyn kıssasında Zülkarneyn önce güneşin battığı yöne, daha sonra güneşin doğduğu yöne ve daha sonra da başka bir yöne gittiği anlatılmaktadır. Zülkarneyn’e sebep verilmiştir. Kurân’da bu kelimenin “göğe çıkmaya vasıta şey” manasına kullanıldığı görülmektedir. Yecüc ve Mecüc’ün bozgunculuğunu geçmişte Hz. Zülkarneyn’in yaptığı sed engellemiştir.

“Ey Rasulüm! Sana Zülkarneyn’den sorarlar. De ki: “Size ondan bir haber nakledeceğim. Hakikat biz onu yeryüzünde pek güçlü kıldık ve ona her şeyden bir sebep verdik. O da bir yol tutup gitti.

Dediler ki: Ey Zülkarneyn! Bu memlekette Ye’cûc ve Me’cûc bozgunculuk yapmaktadırlar. Bizimle onlar arasında bir sed yapman için sana bir vergi verelim mi?

Dedi ki: «Rabbimin beni içinde bulundurduğu nimet ve kudret daha hayırlıdır. Siz bana kuvvetinizle destek olun da, sizinle onlar arasına aşılmaz bir engel yapayım.»

«Bana, demir kütleleri getirin.» Nihayet dağın iki yanı arasını aynı seviyeye getirince (vadiyi doldurunca): «Üfleyin (körükleyin)!» dedi. Artık onu kor haline sokunca: «Getirin bana, üzerine bir miktar erimiş bakır dökeyim» dedi

Bu sebeple onu ne aşmaya muktedir oldular ne de onu delebildiler.

Zülkarneyn: Bu, Rabbimden bir rahmettir. Fakat Rabbimin vâdi gelince, O, bunu yerle bir eder. Rabbimin vâdi haktır, dedi.

İncil’de şöyle yazar: “Ve bin yıl tamamlanınca, Şeytan zindanından çözülecektir ve yerin dört köşesinde olan milletleri, Ye’cüc ve Me’cüc’ü saptırmak ve onları cenk için bir araya toplamak üzere çıkacaktır; onların sayısı denizin kumu gibidir”…

Hz. Zülkarneyn’in seddinin yıkılması kıyamet alametidir. Kıyamet öncesi dönemde, Kehf Suresi’nde bildirilen sed yıkılacaktır. Dedi ki: “Bu benim Rabbimden bir rahmettir. Rabbimin va’di geldiği zaman, O, bunu dümdüz eder; Rabbimin va’di haktır.” Kuran’da bildirildiğine göre sed yıkıldığında Yecüc ve Mecüc her tepeden akın edecektir: Yecüc ve Mecüc (ün sedleri) açıldığında, onlar onlar her bir tepeden akın ederler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir