Hazreti İsa’nın Kayıp Mezarı

Hazreti İsa’nın Mecdeleli Meryem’den bir çocuk sahibi olduğunu iddia eden Dan Brown’un Da Vinci Şifresi’nin ardından bu kez İsa Peygamber ve oğlunun da dahil olduğu ailesinin mezarının bulunduğunu öne süren belgesel büyük tartışmaya neden oldu. 1980’de Kudüs’ün eski bölümünde bulunan taş lahitlerin İsa Peygamber, Mecdeleli Meryem ve oğulları Yehuda’ya ait olabileceğini iddia eden “İsa’nın Kayıp Mezarı” adlı belgesel, Hıristiyanlığın göğe yükseliş inancını sorgularken din adamlarının tepkisini çekti.

1980 yılında 10 adet kireç taşından yapılmış kemik lahiti keşfedilmişti. Bunların beşinin üzerinde Aramice İsa, Meryem, Matta, Yusuf ve Mecdeleli Meryem ifadeleri bulunuyordu. Altıncı da ise “İsa’nın oğlu Yehuda” yazıyordu. Yeni Ahit’te geçen Hıristiyanlığın önde gelen isimleriyle “İsa’nın oğlu Yehuda”yı bir araya getiren mezar sonraki dönemde de kimi kuşkulara neden olmuş, arkeolog, tarihçi ve din adamlarının dikkatini çekmiş, ama fazla tartışmaya yol açmamıştı. Amerikalı yazar Dan Brown’un yazdığı “Da Vinci Şifresi” adlı kitapta Hz. İsa’nın Mecdeleli Meryem ile evlendiği ve bu beraberlikten soyunun devam ettiği ileri sürülmüştü. Titanic filmiyle en iyi yönetmen dalında Oscar alan James Cameron ile Kanadalı Simcha Jacobovici’nin imzasını taşıyan bu belgesel ise, kireçtaşı lahitlerden, kazının yapıldığı yer ve DNA bulgularından yola çıkarak bu mezarların Hz. İsa ve ailesine ait olabileceğini iddia ediyor. Paleobiyolog Charles Peligrino ve yapımcı Jacobovici bu iddiaları daha önce de “İsa Ailesi’nin Mezarı” adlı kitapta gündeme getirmişti. Ancak, yeni iddialar Hıristiyan inancının en önemli unsurlarından biri olan “göğe yükselişi” sorgular hale getiriyor. Çünkü Hıristiyanlar, Hz. İsa’nın şimdiki Kudüs’ün eski kent bölümündeki Kutsal Mezar Kilisesi’nin bulunduğu yerde üç gün kaldıktan sonra fiziksel olarak göğe yükseldiğine inanıyor.

Kuzey Carolina Üniversitesi’nden dini araştırmalar profesörü James Tabor, klasik yorumlarından, Yeni Ahit’in Hz. İsa’nın dirilip bedensel olarak göğe yükseldiğinin anlaşıldığını, fakat bunun ruhani bir yükseliş de olabileceğini belirtiyor. Southern Baptist Teoloji Fakültesi Dekanı Albert Mohler ise İsa’nın göğe yükselişinin hep bedensel bir vaka olarak algılandığını söylüyor. Belgesel yapımcıları ise iddialarını, hem istatiki, hem de genetik verileriyle güvenilir bir temele oturtmak istemişler. Bu sebeple “Yusuf’un oğlu İsa” ve Mecdeleli Meryem’e ait olduğu tahmin edilen “Mariamene e Mara” yazan kemik lahitlerinden alınan kalıntılara DNA ve kimyasal testler uygulanmış. Kanada’daki Lakehead Üniversitesi laboratuvarlarında gerçekleştirilen testlerde anneden geçen mitakondriyal DNA bulgularından yola çıkarak bu iki kişinin kan bağı olan akraba olmadıkları anlaşılıyor. Bu veriden yola çıkarak da tabuttakilerin İsa ve karısı Meryem’e ait olabileceği ileri sürülüyor. Belgeselcilere göre Kudüs’te bulunan kemik lahitleri Hz. İsa ve ailesine ait olabilir. Hz. İsa ile eşi Mecdeleli Meryem ve oğulları Yehuda’nın da mezarı bulunuyor. Bu görüşe karşı çıkanlar ise bu tip iddiaların sansasyonla para kazanma amacı taşıdığını belirtiyor. Çünkü Hıristiyan inancına göre Hz.İsa göğe yükselmiştir, mezarı yoktur.Hz. İsa evlenmemiştir, ayrıca o dönemde Meryem, İsa, Yusuf ve Yehuda gibi isimler de oldukça yaygındı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir