Her dediği çıkan kahin

17. yüzyılda, Seaforth Ailesi’nin kâhini Kenneth Odhar, Kuzey Iskoçya kâhinlerinin en büyüğü olarak kabul edildi. Kenneth Odhar’ın kehanetleri bugün de doğrulanmaya devam ediyor…

Britanya adalarındaki II. James yanlılarının çıkardığı son Jacobite isyanı 1746’da kanlı Culloden çarpışması ile bastırıldı. Yöredeki yerliler büyük ölçüde azalmıştı. Geri kalanlar da Antiller, Kuzey Amerika, daha sonra Avustralya ve Yeni Zelanda’ya sürüldüler. O kültürden kimse kalmadı, ama “İskoçya Kâhini” geleneği sürdü. Bugün bile onun soyundan gelenlerin çevrelerinden hoşgörü ve saygı gördükleri söyleniyor.

19. yüzyılda “romantik” Kuzey Iskoçya’ya karşı birçok kesimden büyük bir ilgi vardı. IV. George bu eğilimi, yeni keşfedilen İskoç kumaşına sarınarak Edinbourg’da görünmesiyle teşvik etmişti. Daha sonra Prens Consort bu yeni moda kumaşın desenini duvar kâğıdında ve Balmoral için yapılan halıda kullandı. Sir Waller Scott ise sevilen tarihi romanları ile bu eğilimi körüklemişti. ‘Romantizm”deki bu uyanış, yorulmadan garip öyküler ve batıl inançlar arayan halkbilimciler ortaya çıkardı. En önemlilerinden biri, Psişik Araştırmalar Derneği’nin (SPR) aktif üyesi olan Andrew Lang’dı. İskoçyalı olan Lang’ın ilkel toplumlardaki “ikinci görüş” örneklerini içeren 1898’de yayımlanmış “Dinin Oluşumu” yanında başka kitapları da vardı. Memleketine dönüşünde yerli kâhinlerin kehanet güçleri hakkında olumlu ya da olumsuz bilgiler topladı. Bunun sonucunda 1899’da, bir gazetede, önsezilerin varlığına olan inancını itiraf etti. Ama yine de Lang, her olayda tüm kanıtların üzerinde düşünülmesi gerektiğinde ısrar ediyordu.

Yazar ve psişik araştırmacı Andrew Lang (1844-1912). “Tanıdığım insanlar arasında çok örneklerini gördüğüm için konu hakkında hiçbir şüphem yok” diyerek kehanet olaylarına olan inancını itiraf etmiştir.

Aile Kâhini

Bu koşular altında Mackenzie’lerin Brahan Kâhini Coinneach Odhar’ın ölümünden sonra ortaya atılan iddialar, çok sayıda araştırmaya dayanıyor. Yaşamı boyunca, köklü Seaforth ailesinin “Sürekli kâhini” olarak tanındı. Ölümünden 150 yıl sonra Seaforth Ailesi’nin dağılışı ile ilgili kehanetlerinin tamamen gerçekleşmesinden ötürü, İskoç kâhinlerinin en etkilisi olarak kabul edildi. Coinneach-Gaelie Kenneth, 1600’lerde Lewis Adası’nda doğdu. Kâhinin çoğu kehanetini, ölümünden sonra kaydeden Alexander Cameron’a göre Kenneth’in yeteneklerinin gelişmesi 1600’lü yıllara rastlar. Bu yeteneklerin ortaya çıkışına ilişkin öne sürülen görüşlerin tümünde bir insanüstülüğe rastlanır.

Sihirli Taşlar

Bu görüşlerden bîrine göre Kenneth Odhar’ın annesi bir mezarlıkta sığırları güderken Norveç Kralı’nın kızının hayaleti ile karşılaştı. Kız ona, Kenneth’in bakarak geleceği göreceği mavi bir taş verdi. Diğer bir söylenceye göre de, periler Kenneth’e üzerinde bir deliği olan beyaz bir taş verdiler.

Kenneth Odhar’ın yetenekleri yaşadığı çevrede duyulmuştu. Sonunda bu haberler yörenin derebeyi Mackenzie’ye kadar ulaştı. Derebeyi Brahan Şatosu’nda yaşıyordu. Odhar, derebeyinin emriyle Brahan topraklarına yerleşti. Odhar’ın Brahan’da yaşamaya başlamasından kısa bir süre sonra 1623’te yaşlı derebeyi öldü. Yerine 1. Seaforth Kontu olan oğlu geçti. Bu kontun torunu Odhar’ın ün kazanmasını sağladı.

Lewis Adası’ndaki Baile na-Cille Brahan Kâhini Odhar’ın kehanetle ilgili yeteneklerini kazandığı yer olarak tanınıyor. Bulduğu ya da kendisine verildiği söylenen sihirli bir taş yoluyla geleceği görebildiği söyleniyor. Bazı söylentilere göre, Odhar yarı kör, bazılarına göre ise şaşı olarak tarif ediliyor. Anlaşılan Odhar, bu yeteneğinin bedelini ödemiş görünüyor.

III. Seaforth Kontu, yoksul kâhin ile aşağı yukan aynı yaştaydı ve yeteneğinden çok etkilenmişti. Brahan’da çiftlik işçisi olarak çalışan Kenneth Odhar’ı bu işinden azat etti. Sadece eski Galce konuşabilen Odhar, yerel bilginler derneğine kabul edildi.

Bir İskoç kâhini. Kehanet yeteneğinin Tanrı’nın veya perilerin bir armağanı olduğuna inanıldığı için bu kişiler toplumda saygı görmüşlerdir

Nasıl Öleceğini Söylüyor!

Kehanetleri hep kan dökme ve felaket üzerine olduğu için Odhar’ın pek de tatlı bir sohbeti yoktu. Bir keresinde yaşlı general Duncan Macrae, kendisinin nasıl öleceğini sormuştu. Odhar, düşünmeden, kılıçla öleceğini söyledi. Bu kehaneti itibarını sarsabilirdi. Çünkü böyle bir olay şu nedenlerden pek mümkün görünmüyordu: Bir kere General Macrae, Macken-zie ordusunda kabile savaşlarından hiç zarar görmeden çıkmasıyla tanınıyordu. Diğer yandan, yıllardır kabileler arasında kan dökmeyi gerektiren anlaşmazlık yoktu. Bunlara rağmen akrabası ve yaşıtı Dinggwalli John Macrae’nın kayıtlarına göre, Duncan Macrae bir yanlışlığa kurban giderek önceden söylendiği şekilde öldü.

Ağlayan Dul

Kâhinin kehanetleri sık sık doğrulandıkları için, ilginçti. Kâhin, bir gün “Lochlashlı bir kadın, Lochlash mezarlığında bir Fransız erkek için ağlayacak” demişti. Fransızlar Kuzey Edinbourgh’da pek tanınmıyorlardı. Bununla beraber birkaç ay içinde Seaforth Kontu, Lochlashlı bir kadının genç yaşta ölen bir Fransız piyade eri ile evlenmiş olduğunu ve dulun her gün kocasının mezan başında ağladığını öğrendi.

Odhar’ın yakın gelecekle ilgili görüşleri kuşkusuz çağdaşlarını etkilemişti. Lang gibilerini büyüleyen ise Odhar’ın geleceğe yönelik kehanetleri idi. Kehanetlerinin uzak gelecekte doğrulanmaları Odhar’a saygınlık bile kazandırmadı, fakat onlara gerçek “önceden görme” kalitesini sağladı.

95 Yaşında Kızamık

Doğruluğu kanıtlandığında çok hayret uyandıran bir kehanet Batı Sutherland’da Baile Mhuilinn köyü ile ilgiliydi. Kehanete göre, bu köyde Baraballn’ic Coinnich (Annabella Mackenzie) adında bîr kadın kızamıktan ölecekti. 1860’larda köyde bu isimde bir kadın yaşıyordu, fakat 95 yaşında olduğundan böyle bir hastalıktan öleceğine pek ihtimal verilmiyordu. Annabella birkaç yıl sonra, önceden söylendiği gibi kızamıktan öldü.

1630’da Seaforth, Odhar’ı kehanetlerini kayda geçiren Invernessli bir beye verdi. Bu beyin evine giderken Odhar, yolda en kesin kehanetini söyledi. Çıplak bir bozkırdan geçerlerken Odhar şöyle dedi: “Ey Drummossie, bu bozkır parçası nesiller sonra İskoç kanıyla lekelenecek. O günü görmeyeceğim için seviniyorum… Çok sayıda kafa uçurulacak ve kimseye acınmayacak.” 116 yıl sonra aynı yerde Culloden çarpışması oldu. Kehanet, gerçekleşmişti.

1746 Culloden Savaşı, Brahan Kâhini’nin en unutulmaz kehanetidir. Bu olayı 100 yıl önceden kesin olarak kehanet etmişti.

Hareket Eden Taş

Bir başka şaşırtıcı kehanet, Culloden ve Moray malikâneleri arasındaki sınırı belirleyen 8 tonluk bir taşla ilgiliydi. Odhar’ın kehaneti şöyleydi: “Öyle bir gün gelecek ki, Petty Taşı, esrarlı bir şekilde kuru topraktaki yerinden oynayacak ve Petty Koyu’nda, denizde yeniden dikili duracak.” Kayıtlara göre, fırtınalı geçen 20 Şubat 1799 gecesinde koca taş, kıyıdan 230 metre uzakta, denizdeki yerini aldı. Taşın hareketi ile ilgili yeterli bir açıklama yapılamadı.

Demiryolu, Yelkenliler ve Mezarlık…

Odhar, diğer bir kehanetinde “İskoçya’nın içinden ateşli bir araba ile çekilen atsız, koşumsuz siyah araba dizileri geçecek” diyerek Orta Viktorya Çağı’nın demiryollarının ilginç bir tanımını, yapmıştı. Odhar aynca Inverness yakınındaki “büyülü” Tomnahurich tepesinin arkasından yelkenli gemilerin geçeceğini belirtmişti. Bu kehaneti de 1820’lerde Caledonian Kanalı’nın açılmasıyla gerçekleşti. Odhar genel park olan Tomnahurich’in bir gün kilit altında olacağını ve “içinde perilerin korunacağını” söylemişti. Gerçekten 19. yüzyılın ortalarında mezarlık haline getirildi, etrafı parmaklıklarla çevrildi ve kapısına kilit vuruldu.

Tomnahurich mezarlığı.

Kuledeki Buzağı

Odhar Seaforth’un kuzenleri Fairburnlu Mackenzie’ler için kötü bir gelecek görüyordu. Yıllar boyu sürecek maddi sıkıntı ile birlikte yok olacaklardı. Fairburn Kulesi’ndeki bir çatlaktan bir ağaç büyüyecek ve kulenin en üstteki odalarından birinde bir inek buzağı doğuracaktı. Odhar’ın döneminde kule yeni ve sağlamdı.18. yüzyılda sahipleri, Jacobite isyanı sonrasında topraklarını kaybettiler ve kule harabeye döndü. 1851’de bir inek dar ve dik merdivenlerden çıkarak en üstteki odada doğurdu. Kulede açılmış bir çatlaktan bir üvez ağacı fışkırdı, büyüdü ve ancak 1957 kuraklığında kurudu…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir