Hezarfen’in gizli ilmi: Matematik

Sadece 23 yaşındaydı; tam 23 yıldır besliyordu hayallerini. Çocukluk hayallerini kültürel baskılardan korumuş ve bu hayalleri besleyerek daha bir heyecan duyar olmuştu.

Ama çocuklar gibi hayal etmek ve bu hayalleri korumak yeterli miydi?

Belli ki sadece hayaller ile yetinmemiş, bu hayallerini ileri çalışmalar ile gerçekçi bir hale getirmişti.

Bir sabah vakti, şaşkın ve alayvari bakışlar odağındayken çıktı Galata Kulesine. Gözlerindeki inancı görmek ve yüreğindeki cesareti hissetmek pekâlâ mümkündü.

Belki hafiften çırptı yüreği, derin bir nefes aldı belki de; pekâlâ yüzmeyi bilmiyor da olabilirdi, üstelik deniz devasa görünüyordu. Neler yaşadı neler hissetti bilinmez, ama, bir anda süzülüverdi şiddetle esen rüzgara… Kartal kanatlarıyla cazibeli ve hayret uyandırıcıydı…

Ve… hayallerin gerçekleşme zamanıydı artık; sekiz dakikalık bir uçuş sonrasında ulaştı Üsküdar Meydanına. İşte başarmıştı; yıllardır beslediği hayallerinin nâmümkün olmadığını ispat etmiş ve insanlığın bilinen tarihinde ilk defa uçmuştu…

Hezarfen Ahmet Çelebi… işte ilk uçuşun ismi. Bize gelen tek bilgi kaynağı ise bir seyehatname; Evliya Çelebi’den.

Evet, insanlık tarihinde bilinen ilk uçuştu bu, fakat ilk deneme değildi. Hezarfen’den altı asır önce deneyen bir cesur bilim insanı daha vardı: İsmail Cevheri.

Cevheri’den de önce, Endülüslü Abbas ibn Firnas bazı kaynaklarda tarihte bir ilk olarak geçer. Hezarfen’ın da Cevheri’den ilham aldığı düşünülüyor. Ama sadece Cevheri değildir belki de ilham kaynağı…

İlk başarılı uçuştan yaklaşık bir asır önce, başarılı başka bir uçuş gerçekleşmişti; kağıt uçak… Yıl 1505… Leonardo Da Vinci’nin mühendislik harikası kağıt uçağı, insanlığın uçma hayallerinin bir başka denemesiydi.

Hezarfen Ahmet Çelebi’nin kimden veya kimlerden ilham aldığını bilemeyiz, ama bildiğimiz kesin bir şey var: Her başarının ardında mutlaka hayal güçleri var.

İnsanın hayal gücünü tamamıyla tatmin edecek bir doğada yaşıyoruz ve devasa ilham kaynağına sahibiz. Kuşlar bizi uçmaya, balıklar bizi yüzmeye, karıncalar bizi inşa etmeye sevk etmiştir yıllarca. Çocukça bakışlar ve çocukça hayaller ile gerçekleşmiştir bütün icatlar.

Asıl sorulması gereken soru şu olmalı: Düşme, sakat kalma, ölme tehlikesine rağmen, Galata Kulesinden atlama cesaretini Hezarfen’e veren neydi?

Üstelik kendisinden çok önce uçmayı deneyen Cevheri, bu hayalinin kurbanı olmuştu. Elbette cevap olarak “hayal ve maceracı ruh” diyebilirsiniz. Fakat insanın ihtiyaç duyduğu somut gerçeklikler de var… İşte ihtiyaç duyduğumuz bu somut gerçekliğin adı: MATEMATİK

Bakınız Hezarfen ile birlikte andığımız iki isim olan İsmail Cevheri ve Leonardo Da Vinci; üçü de bilime ve deneye büyük katkılar yapan bilim insanlarıydı.

Gazneliler döneminde yaşadığı düşünülen Cevheri, İlahiyat, Edebiyat, Fizik ve Matematik bilimci idi. Çalışmaları hakkında çok fazla bilgi sahibi olmasak da, gerçekleştirdiği ilk uçuş denemesi için çokça kalem oynatıp hesaplamalar yaptığı kesin.

Leonardo Da Vinci ise, üçü arasında kendisi hakkında en çok bilgi sahibi olduğumuz bilim insanıdır.

O da çok yönlü bir düşünürdü. Birçoğumuz onu Mona Lisa tablosuyla tanımışızdır. Onun matematik ve geometriye olan ilgi ve katkısı sadece mühendislik harikalarıyla kayıtlı değildi, yıllar geçtikçe açığa çıkan Mona Lisa tablosundaki sırlar da buna işaret ediyor.

Fibonacci sayıları ve geometrik cisimler ile matematiğe katkılarda bulunan Da Vinci, belki de evrendeki her şeyin birbiriyle ilişkisinin olduğunu söyleyerek şunu haykırıyordu: Her şey matematiksel ölçüler ile birbirine bağlıdır.

Ve insanlık tarihinin en önemli deneylerinden birini bizzat gerçekleştiren Hezarfen, o da çok yönlü bir bilgindi. Zaten çokça deney yapmasından ileri gelmektedir Hezarfen ismi (Hezarfen: Bin Fenli –Bilimli-).

Hezarfen’in bu uçuşu yapabilmesi için, birçok değişkeni dikkate almalıydı. Kaldırma kuvveti, rüzgar akımı, hava yoğunluğu, kanatların açısı bunlardan bazılarıydı.

Peki, Hezarfen’in bunları dikkate almadığı düşünülebilir mi?

Eğer cevabınız hayır ise –ki makul olan da budur- demek ki Hezarfen, ilk Aerodinamik yasaları ilkeleştiren bilim insanıdır diyebiliriz. Bu çok önemli bir bilgidir.

Uçakların nasıl uçtuğu işte tam da bu yasalar ile anlaşılacaktır.

Demek ki Hezarfen, bu cesareti yaptığı hesaplamalardan alıyordu; yani bilimsel yasalardan.

Evet, en çok da her bilimin birleştirici gücü olan matematikten.

Yani “Matematik gerçek hayatta ne işime yarar ki canım!” müsveddesine sığınan kimselere “Uçmak” cevabını verebiliriz. Yani her insanın hayali olan uçmayı, matematiksel hesaplamalar ile gerçekleştirebiliriz. Hem de korkusuzca.

Mesela bu matematiksel hesaplamalardan bir örnek verelim: Uçan nesneyi kaldırmak için yapılan hesaplamalarda kullanılan bir denklemi ele alalım. Aslında bu açıklamayı yapabilmek için bir matematik dehası potansiyeline sahip olmak gerekir. Ve doğrusunu söylemek gerekirse, bu potansiyel hepimizde mevcut.

L = Kaldırma Kuvveti (Pound -lbs- cinsinden)
Cl = Kaldırma Kuvveti Katsayısı (Airfoil şekline ve hücum açısına göre değişkendir, deneysel sonuçlarla elde edilir)
ρ (rho) = Hava Yoğunluğu (NŞA, deniz seviyesinde 0.0023769 slugs/cubic foot’dur)
V = Hava Hızı (Feet/saniye cinsinden)
A = Kanat Alanı (Square Feet cinsinden)

Tabi aerodinamik fenomenlerle karşılaşan mühendisler, ortalama bir kaldırma kuvveti için bu denklemi gerçekleştirmişlerdir. Fakat yine de bu denklem, Hezarfen’in taktığı kanatların kaldırma kuvvetini hesaplarken girişmiş olduğu denklemler hakkında bize bir fikir verebilir.

Görüldüğü gibi Hezarfen’i uçmaya sevk eden şey çocukça kurulan hayallerdir.

İnsanlık tarihinin ilk uçuş macerasından almamız gereken ilk ders bu olmalı. Çocukça hayaller kültürel baskılar altında lezyona uğramamalıdır.

İkinci olarak Hezarfen de diğer bilim insanları gibi maceracı bir ruha sahip idi. Fakat tek başına maceracı ruh, çocukça hayalleri gerçekleştirmeye yetmez elbette. İşte bu maceracı ruha cesaret kazandıracak olan şey ince bir hesaplamadır. Her ne kadar bunun için birçok bilim dalı yasalarından faydalanmak gerekirse de, bütün bu yasaları birleştiren temel güç ise matematiktir.

Evet, matematik, kuşlar gibi göklerde süzülmenizi sağlayabilir.

Tabii ki bu uçuş macerasından birçok ders çıkarılabilir. İnanç gibi, çevreden gelen yıpratıcı telkinlere kulak tıkamak gibi… Ama bu makalede özellikle matematiğin uçurucu gücüne temas etmek istedim.

O halde Leonardo Da Vinci’nin şu sır dolu sözlerine artık anlam verebiliriz: “Görmeyi öğrenin. Her şeyin birbiriyle bağlantılı olduğunu fark edeceksiniz.”

Her şeyi birbirine bağlayan o muhteşem gücün matematiğin kendisi olduğuna inanıyorum; her ne kadar bu gizemli dünyada henüz yol alamasak da…

Çocukça hayallerinden vazgeçen insanlara da şunu haykırmak gerekir:

“Eğer iyi hesaplarsanız, başaramayacağınız hiçbir şey yoktur!”

Saygılarımla…

(Not: Hezarfen Ahmed Çelebi’nin uçuşuna dair tek kaynak Evliya Çelebi’nin Seyehatnamesi’dir. Bunun bilimsel bir değeri ise yoktur.)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir