Horoskop Yıldız Haritasının Gizemi

Her gün milyonlarca insan “yıldızının ne gösterdiğini” anlamak için gazetelere bakmadan edemiyor. Fakat, her bir kişi için ayrı hesaplanarak çizilen horoskoptan çıkan sonuçlar tamamen farklı. Astrologlara göre, eğer dikkatli bakılırsa her insanın karakterini ve geleceğini gökyüzünden okumak mümkün.

Yıldız Haritasının Önemi

Horoskop (yıldız haritası) denilen şey aslında özel bir gök haritası. Özelliği iki yönden önemli: İlkin, Dünya’yı merkez olarak alıyor ve göğün yıldızlarla birlikte Dünya “mn etrafında dönüyor gibi görünmesine önem veriyor. İkinci özelliği de, göğün belirli bir şeridi olan Zodyak çemberini ve bunun üzerinde hareket ediyor gibi gözüken gökcisimlerini, yani burçlar ile Güneş’i, Ay’ı ve planetleri göstermesi.

Dûnya’nın bir günde kendi etrafında tam bir dönüş yaptığı düşünülürse, gökyüzündeki herhangi bir noktanın dakikalar geçtikçe az öncekinden farklı bir yerde görüneceği anlaşılır. Bîr de hızlı hareket eden gökcisimlerinin, mesela Ay’ın bulunduğu yerin bîr günde ayrıca 10-15 derecelik bir açıyla değiştiği düşünülecek olursa, her gün için ve hatta her dakika için ayrı bir horoskop çizimi gerekeceği kolaylıkla anlaşılır.

Horoskopun Temel Kuralları

Horoskop çiziminin temel kuralları 5.000 yıldan beri hemen hemen hiç değişmedi. Eski Babilliler gökyüzünde asılı gibi duran yıldızların her gece bütün gökyüzüyle birlikte dönüp durduklarını, ama belirli bir süre geçtikten sonra, yani tam bir yıl sonra aynı yere geldiklerini biliyorlardı. Bu şu demek: Örne-ğin, bu yıl belirli bir günün belirli bir saatinde gece göğe bakıyorsunuz. Gördüğünüz yıldızları, gelecek yıl aynı gün ve aynı saatte geceleyin göğün aynı yerinde buluyorsunuz!

Yalnız içlerinden bazılarının bu düzene uymadıkları da ayrı bir gerçek! Bunlar da Güneş’e bağlı olarak, Ay ve diğer planetler. Aslında, Dünya Güneş’in etrafındaki dönüşünü bir yılda tamamladığı için, bir yıl sonra göğün yıldızlarının da aynı yerde görünmesi gerekir.

Ama, Ay Dünya’nın etrafında döndüğünden ve planetler de Güneş’in etrafında değişik uzaklıklarda döndükleri için bunlar bir yıl sonra aynı yerde gözükmüyorlar. Dolayısıyla her birinin görünen günlük hareketi farklı oluyor. İçlerinde en hızlısı olan Ay bütün burçları geçerek tam bir dönüş yaptığında Güneş ancak bir burcu geçebiliyor. Diğer planetler de Güneş’e olan uzaklıkları oranında değişik hızlarla hareket ediyorlar.

Dünya’dan bakıldığında bu planetler bazen geriye doğru gidiyormuş gibi de gözükebilirler. Kısa bir müddet sonra da tekrar ileriye doğru gittikleri gözleniyor. Bütün bu gözlemlerde yer, yani bizim durduğumuz yer sabit ve değişmez olarak kabul ediliyor. Bütün hesaplar da ona göre yapılıyor. Aynı temel kural, astrolojide olduğu gibi günümüzde bile denizcilik ve havacılıkla ilgili gökyüzü hesaplarında ve gökbilim gözlemlerinde de kullanılmaktadır.

Yıldızların Yerleri

Gündüz yıldızları görmek imkânsızdır, gece de yerin arkasında kalan gökyüzü parçasındaki yıldızlar görünmezler. Fakat, buna rağmen, yeterli sayıda gözlem yaptıktan sonra bu yıldızların gökyüzünde sabit olarak durdukları yeri hesaplayarak bulmak mümkündür. Böylece, görmediğimiz bir anda bile yıldızların Dünya’ya göre nerede durdukları kesinlikle bulunabilir.

Şimdi bunun nasıl olduğunu bir Örnekle bulalım: Mesela, Türkiye’den gözlem yapıyoruz. Aralık ayının ikinci yarısındayız. Tam gece yarısı ve gökyüzünün de açık olduğunu düşünelim. Bu günlerde Güneş’in Yay burcundan çıkıp Oğlak burcuna girdiği söylenir. Aslında, presesyondan (Bkz. sayfa 411-412) dolayı Güneş’in bu sırada bulunduğu yerde Akrep takımyıldızı durmaktadır (Bkz. sayfa 409). Vakit tam gece yarısı olduğu için, Güneş de Akrep takımyıldızı ile birlikte ayakucu doğrultusunda yerin öbür taralında durmaktadır. Güney yönüne doğru dönüp gökyüzüne baktığımızda göreceğimiz takımyıldızı da Boğa olacaktır. Bunun doğusunda ise, peş peşe İkizler. Yengeç ve Aslan takımyıldızlarını, batısında ise yine sırayla Koç ve Balık takımyıldızlarını buluruz.

Burçların Yerleri

Göğe bakıldığında görülebilecek yıldız kümeleri aslında bunlardır. Ama, bütün gökbilim cetvelleri baharın ilk noktası olarak Koç burcunun ilk derecesini temel alarak hazırlandığı için hesapların gözlemlere uymasında buna dikkat etmek gerekir. Gerçekte ise, bu nokta yaklaşık 2000 yıl önce Koç takımyıldızının başlangıcı ile çakışıyordu. İşte bu yüzden, göğe bakıldığında ekliptik çemberi üzerinde hesaplardaki derecelere uyması için Zodyak’ in Yengeç burcuna ait olan parçasını Boğa takımyıldızı üzerinde gibi düşünmek şarttır!

Gözlemler de buna göre yapılacağından, Zodyak çemberindeki burçları yerleştirince bakılacak yerin doğusunda Aslan ve Başak burçları, batısında ise Boğa ve Koç burçları bulunur. Böylece, Zodyak çemberi ile doğu ufkunun kesiştiği yerde Terazi burcunun yükselmekte olduğu, batı ufkuyla kesiştiği yerde ise Koç burcunun batmakta olduğu belirlenir.

Zodyak Çemberi

Bütün bu gözlemler bir çember üzerinde yapıldığından, çizilecek horoskop da 12 eşit parçaya ayrılmış bir çember biçiminde olacaktır. Her iki parça burçlardan birisine ayrılmış olarak, horoskop çemberi ile Zodyak çemberi belirtilmiş olur. Yani, Güneş’in bir yılda geçtiği burçların tamamıdır bu! Çemberin en üst noktası göğün o anki tepe noktasını gösterir. Tepe noktası öğle vakti güneşin durduğu en yüksek nokta demektir, Bunun solunda ve sağında ise, doğu ve batı noktaları yer alır.

Yükselen Burç

Dünya kendi etrafında sağdan sola doğru döndüğüne göre, örnekteki gözlemimize devam edersek, zamanla doğuda Terazi burcunun yükseldiği görülür. Kış mevsimine girerken, gece yansı doğuda bu burç bulunur. Ascendant denilen yükselen burç bu esasa göre hesaplanır.

Gece yarısından sonra zamanla şafak söker ve Güneş’in doğduğu ana gelinir. İşte bu sırada ascendant noktasında yükselen burç Oğlak’tır. Çünkü, Güneş doğarken hangi burçta ise yükselen burç da o olacaktır.

Yine bir süre sonra öğle vaktinde Güneş tam tepe noktasına ulaşır ve yükselen burç da Koç olur.Gece yarısı Güneş Dünya’nın tam altında durduğu için, çizilecek dairesel haritada en alt yerdeki burç Güneş’in bulunduğu burç olarak işaretlenir. Mesela, 22 Aralık 1980 gece yarısı Güneş 1 derece Oğlak burcunda duruyordu. Merkür, ile Venüs Güneş’ten fazla uzakta bulunamayacağı için, gözlem anında bunları gökyüzünde göremeyiz. Aslında, gözlem yaptığımız bu tarihte gece yarısı gökyüzünde görünen sadece Ay’dır. Mars, Jüpiter ve Satürn de ufkun altında kalmıştır.

Ephemeris denilen cetvellerden bütün bu planetlerin yerlerini hesaplayarak bulmak mümkündür. Basit bir işlemle, Merkür’ün 26 derece Yay’da, Venüs’ün 6 derece Yay’da, Mars’ın 23 derece Oğlak’ta, Jüpiter’in 9 derece Terazi’de ve Satürn’ün de 9 derece Terazi’de durduğunu buluruz. Bu örnekte Jüpiter ile Satürn aynı burçta üst üste duruyor olduğundan ikisinin birleşme durumunda olduğu anlaşılır.

Bir de çıplak gözle görülemeyen çok uzak planetlerin yerlerini işaretlemek gerekir. Bunlar son 200 yılda keşfedilmiş yeni planetlerdir. Ephemeris’e bakarsak, Uranüs’ün 28 derece Akrep’te. Neptün’ün 23 derece Yay’ da, Plüton’un da 24 derece Terazi’de durduğunu anlarız. Bu sonuçlara göre, gece yansından sonra ve Güneş doğmadan önce, ilkin Jüpiter ile Satürn doğu ufkunda doğacaktır. Daha sonra da, eğer görebilseydik, sırasiyla Pluton, Uranüs sonra Venüs, Neptün ve sabah yıldızı denilen Merkür’ün doğduğunu görürdük. Mars’ı görmemiz mümkün olmazdı, çünkü önce Güneş doğacağı için göğün çok aydınlık olması diğer gökcisimlerinin görülmesini önleyecekti.

Saatin Hesaplanması

Horoskop’un bütün özellikleriyle tam olarak çizilebilmesi İçin, ascendant noktasının yükselen burcun hangi derecesinde olduğunun ve dolayısıyla tepe noktasının da aynı kesinlikle belirlenmesi gerekiyor. Bunun için de belirli bir saat zamanının verilmesi şarttır. Diyelim ki, gece saat 23.55’teki duruma göre horoskopu çizeceğiz. Bu bulunduğumuz yerdeki saatlerin gösterdiği zamandır.

Yani, yerel saat bunu gösterir. Bütün ülkelerde yerel saat İngiltere’deki Greenwich ortalama zamanına göre belirlenir. Boylam farkına göre ülkeler saatlerini böylece ayarlarlar. Bir yıllık ortalamaya göre, Güneş’in öğle vakti saat 12’de tepe noktasına geldiği düşünülerek hazırlanan bu ölçü, günlük hayatta işimizi kolaylıkla görmemizi sağlar.

Ama, gökyüzü ile ilgili hesaplarda durum değişir. Çünkü Dünya Güneş’in etrafında dönerken daima aynı hızla hareket etmez. Yörüngesi elips biçiminde olduğu için yazın daha yavaş kışın ise daha hızlıdır. Günlük ortalama zaman ölçüsünde bunun Önemi yoktur. Ama, gökyüzü hesaplarında 20 dakikaya kadar varabilen hatalara yol açabilir.

Bu yüzden, bütün hesaplarda yıldız zamanı anlamına gelen “Sidereal Time” ölçüsü kullanılır. Gökbilimcilerin de gözlem yaparken kullandıkları bu zaman ölçüsü astroloji hesaplarında kaçınılmaz olur.

Yıldız Zamanı

Saate baktığımızda gördüğümüz değerden yola çıkarak bir dizi aritmetik işlemle bize gereken yıldız zamanını buluruz. Bulunduğumuz yerin coğrafi enlem ve boylamına göre, önce aynı anda Greenwich’deki zamanı saptarız. Daha sonra da Ephemeris’de o güne ait yıldız zamanını esas alarak, bulunduğumuz yerde ve zamandaki yıldız zamanını hesaplarız. Bundan sonra yapılacak iş, yine Ephemeris’e bakarak gökcisimlerinin yerlerini o zamanki değerleriyle bulmaktır. Bunun için de aritmetik bir işlem gerekir.

Haritanın Hazırlanışı

Böylece, bulunan değerler on iki eşit parçaya ayrılmış çember biçimindeki horoskop dairesine yerleştirilir ve istenilen gök haritası çizilmiş olur. Bu harita ile, hangi yön ve hangi zamana göre hesap yapmışsanız,o anki gökyüzü şemasını bir bakışta görebilirsiniz. Dairenin merkezinde Dünya, çevresinde de Güneş, Ay ve planetlerin yerleri, doğuda yükselen burç ve tepe noktası olan bir gök haritanız incelemeniz için artık hazırdır!

Horoskopların Yorumlanması

Horoskop’un yorumlanışı asırlara dayanan bir dizi kurallara göre yapılır. Temel olarak, Güneş gerçek kişiliği, esas benliği simgeler. Ascendent denilen yükselen nokta, fiziksel özellikleri ve dış görünüşü tanımlar, Ay ise duyguları ve ruhsal yapıyı belirtir. Şimdi, bizim Örneğimizde, Güneş Oğlak’ta, Ay Yengeç’le ve yükselen nokta ise Terazi’de bulunuyor.

Gazetelerdeki “yıldız falı”nda yalnız Güneş’in bulunduğu burç dikkate alınır. Örneğin, aralık sonu ile ocak sonu arasında doğanların Güneş’i Oğlak’ta duracağına göre, Oğlak burcundan oldukları yeterli görülür. Gerisine önem verilmez. Genellemeye göre, denir ki, Oğlak burcundan olanlar iradesi kuvvetli, inatçı ama egoist kişilerdir, başkalarına karşı şüphecidirler. Tartışma sırasında akıllı davranırlar ama ani bir sorumsuzlukla karşılaşırlarsa konrolü elden kaçırabilirler.

Halbuki, çizdiğimiz horoskopta Ay Yengeç’te duruyor. Yani bu, kişinin duygusal olarak aile bağlarına ve evine düşkün olduğunu, evlilikte de kararlılık beklediğini gösterir. Yükselen noktanın Terazi’de oluşu da, orta boylu, biçimli vücutlu, güzel görünümlü ve muhtemelen açık renk ve uzun saçlı, sağlıklı bir kimse olduğunun göstergesidir.

Karakterin Ortaya Çıkışı

Buraya kadar yapılan, astrolojik yorumun sadece basit bir başlangıcıdır. Şimdi biraz daha devam edelim. Venüs Yay’da olduğuna göre. samimi ve dışadönük bir kişilik sözkonusudur. Bu kişi aynı zamanda dini değerlere de önem veren birisidir. Merkür ve Neptün de Yay’da, üstelik birleşme durumundadır. Yani aradaki açı sekiz dereceden küçük.

Buna göre, ele aldığımız kişi, hassas kişiliğinin verdiği özel yetenekleri ile ün kazanabilir demektir. Oğlak’ta duran Mars, toplum içinde bir yer kazanacağını ve maddi başarıya ulaşacağını belirtmektedir. Terazi’deki Jüpiter ile Satürn’ün birleşmesi her türlü problemi halledebilme yeteneği ile sorunların üstesinden gelerek başarı sağlayacağına işarettir.

Böylece yorum devam ettikçe karşımıza bir insanın özellikleriyle dolu bir tablonun çıktığını görürüz. Öyleyse, aynı gün ve saatte doğan herkesin aşağı yukarı bu tabloya uygun bir yapıda olması gerekmektedir. Astrolojide bu yorumlama işlemi daha karmaşık bir biçimde ilerletilir. İşte bu noktada, modern bilimsel araştırmalar eski kurallara göre yorum yapan astrolojide bir geçerlilik payı olduğunu ortaya çıkarmaktadır.

Evlerin Önemi

Horoskop’ta her ev kendi başına bir özelliği simgeler. Örneğin evlilik ile ilgili konularda 7. ev önemlidir. Yolculuk için 9. ve 3. evlere bakılır. Hastalık 6. evde belirir. Çocuklar 5. evde görülür.Ancak, evlerin hangi esasa göre hesaplanacağı konusunda astrologlar arasında bir anlaşmaya varılamamıştır. Eşit ev olmasını savunanlar bile, başlangıç olarak ascendant noktasının mı, yoksa tepe noktasının mı alınacağına karar vermemişlerdir. Yine de, modern astrologlar evler konusuna çok önem veriyorlar. Diğer yandan, evlerin hesaplanmasında değişik sistemler olsa bile bunların arasında pratik olarak çok az bir fark ortaya çıkar. Bazı astrologlar birkaç sistemi bir arada kullanarak yorum yapmayı tercih ediyorlar.

Astroloji Boş Bir İnanç Değil!

Buraya kadar anlatılanlar, çizilmiş bir horoskopun yorumunu yapmakla ilgili inançlara ait çok kısa bir açıklamadan ibaret. Yine de, 20. yüzyılın son yarısında astroloji ile ilgili olarak yapılan önemli buluşların değerlendirilebilmesi için gerekli temel kuralları anlama yeterli sayılabilir. Galiba artık astrolojinin boş bir inanç olduğu fikrinden vazgeçmek zorundayız. Çünkü yapılan son araştırmalar bu eski inancın haklı olduğuna dair önemli ipuçlarını ortaya çıkarıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir