İslamiyette Uzaylılar Var mı?

Vanderbilt Üniversitesi’nden astronomi profesörü David Weintraub “Dinler ve Dünyadışı Yaşam” adlı kitabında çeşitli dinlerde uzaylılarla ilgili inanışları araştırdı. Weintraub’un araştırmasına göre herhangi bir dine inanmayanlar ve kendini ateist olarak tanımlayanların %55’i uzaylıların varlığına inanıyor. Müslümanların %44’ü, Yahudilerin % 37’si, Hinduların %36’sı da dünya dışı yaşam olabileceğini düşünüyor. Uzaylıların varlığına en uzak duran olan din ise Hıristiyanlar. Bu dinin mensuplarının sadece %32’si uzaylıların olabileceğine inanıyor. Hıristiyanlar arasında uzaylı fikrine en yakın grup Ortodokslarken en uzak grup ise Baptistler.

Dinler ve Uzaylılar

Katolik din adamlarının çoğu uzaylıların varlığını önemser ve uzaylıların “ilk günahı taşıdıkları” eğilimindedir. Ancak dünyadışı varlıkların günahkar oldukları ve dünya’ya gelmeleri halinde Katolik topluluğuna katılmaları konusunda aralarında tam bir fikir birliği yoktur. Papa 16. Benedikt’in baş astronomu Rahip Gabriel Funes, Mars’ta yaşam bulunması olasılığının gözardı edilemeyeceğini söylemiştir. Vatikan gözlemevinin müdürü olan Funes bu görüşünü, Vatikan resmi gazetesinde yazdığı “Uzaylılar Benim Kardeşim” adlı makalede yazdı. Roma yakınlarındaki Castel-Gandolfo manastırı yüz yıl önce kuruldu. Cizvit papazlar tarafından işletilen gözlemevinin müdürüyse Rahip Gabriel Funes. Funes, makalesinde dünya dışı yaşam formları arayışının Tanrı inancıyla çelişmediğini belirtiyor. Rahip Funes, uzayda da Tanrı’nın yarattığı akıllı varlıklar olabileceğini, hatta bu varlıkların günahtan muaf olabileceği de söylüyor. Uzaylıların da Tanrı’nın yarattıkları olduğunu belirten Funes, “uzaylıların varlığını dışlamanın, Tanrı’nın yaratma özgürlüğünü sınırlamak olacağı” şeklinde değerlendiriyor.  Vatikan için çalışan 12 gök bilimciden biri olan papaz Guy Consolmagno,  uzayda çok ileri yaşam formları olabileceğini ve Katolik Kilisesi’nin uzaylı varlıkları memnuniyetle karşıladığını belirtti. Vatikan gözlemevinde çalışan ve uzaylıları vaftiz etmekten büyük mutluluk duyacağını söyleyen Consolmangno, evrim teorisindeki boşlukları sadece Tanrı’nın doldurabileceğini savunan yaradılışçılık inancının “kötü bir teoloji” olduğunu söyledi.

Rabbi Norman Lamm, Museviliğin “insanın, Tanrı’nın yaratımındaki tek akıllı ve biyo-ruhani varlık olmadığının bilimsel bulgusunu” kolayca kabullenebileceğini, çünkü “insanın tek olmamasının onun önemsizliğine işaret etmeyeceğini” söyler. Yedinci Gün Adventizmi inancının kurucusu Ellen White, farklı gezegenlerdeki “uzun boylu, görkemli” ve “günahsız” varlıklarla ilgili görüşlerini anlatmıştır. Bu görüler bu inanışın, uzaylıların o ilk günahtan etkilenmemiş oldukları ve bu sebeple Hıristiyanlıktaki kefaret anlayışına ihtiyaç duymayacakları temeline oturduğunu gösterir.

Kuran, “hepsi kuşatılmış, kendileri ve yaptıkları bir bir sayılmış” olan ve “Kıyamet günü her biri Allah’ın huzuruna tek başına çıkacak” olan evrendeki varlıkların tümünün Allah’a kulluk ettiğini söyler. Birçokları, bu varlıkların melek olmadığını kabul ediyor, çünkü dabbe sözcüğü nefes alan, yürüyen canlıları tabir etmektedir, ruhani varlıkları değil. Kur’ân’ın 16’ncı sûresi olan Nahl sûresinin 49’uncu âyeti: “ve Allâh’a secde eder ne (var) göklerde ve ne (var) yer(yüzün)de dâbbeden (kımıldayandan, canlıdan) ve melekler ve onlar büyüklenmezler .” derken Kur’ân’ın 42’nci sûresi olan şûrâ sûresinin 29’uncu âyeti de “ve O’nun (Allâh’ın) âyetlerinden (belirtilerinden) , yaratılış
(tarz)ı gökler ve yer(yüzünü)n ve ne yaydı o ikisinde dâbbeden (kımıldayandan, canlıdan) ve o (onların)toplanmalarına dilediğinde kadîr (çok iyi ölçüler koyan).” demektedir.

İki âyetle açıkça bildirldiği gibi uzayda dâbbe (kımıldayan) denilen canlı türleri vardır.

Bu âyette anlatılan dâbbe târifi :
1- Her dâbbe (kımıldayan, canlı) su’dan yaratıldı .
(öyleyse uzayda her yerde su var)
2- Dâbbenin (kımıldayanın, canlının) bir kısmı karnı üzerinde gider, yâni sürüngendir .
3- Dâbbenin (kımıldayanın, canlının) bir kısmı iki ayağı üzerinde gider .
4- Dâbbenin (kımıldayanın, canlının) bir kısmı dört üzerinde gider . (dört ayaklılar ve iki ayak, iki kol üzerinde giden maymun türleri gibileri)

Kur’ân’da anlatılan dâbbe  târifi budur. Göklerde, uzayda var olan hayat budur. Yâni dünyâdaki hayat gibidir uzaydaki hayat.

Prof.Celal Yeniçeri, Kuran-ı Kerim’de uzayda başka canlıların olduğuna işaret eden ayetlerin bulunduğunu ve dünyadaki canlılarla uzaylıların bir gün mutlaka buluşacağını belirtti. Araştırmalarını ‘‘Uzay Ayetleri Tefsiri-İslam Açısından Kainat ve İmkanları’’ adını verdiği kitapta toplayan Prof. Yeniçeri, kitabın uzaydaki hayatı anlatan ilk kitap olduğunu söyledi. Uzaylıların insanlara zarar vereceği yolunda herhangi bir ayete rastlamadığını belirten Prof. Dr. Yeniçeri “uzaylıların dini inançları var mı?’’ sorusunu ise şöyle yanıtladı;  Peygamberimizin amcasının oğlu İbni Abbas, göklerdeki yerkürelerden bahsederken ‘Burada Adem varsa, oralarda da Adem vardır Adem gibi, Musa vardır Musa gibi, İsa vardır İsa gibi… Eğer, bu ayetlerin gerçeklerini açıklarsam bunları inkara yönelirsiniz’ diyor. Ayetler yorumlandığı zaman, kainattaki yerkürelere de, öteki arzlara da kutsal kitap gönderildiğini anlıyoruz.’’

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir