Kan Grubunun Kişiliğe Etkisi

Kan Grubu, insan kanındaki antikorlara bakılarak, kanın özelliğini belirtmek için oluşturulmuş sınıflandırma sistemidir. Dünyada yaşayan insanların hepsi esas olarak 4 kan grubundan birine dahildir. Bunlar (A), (B), (AB) ve (0) gruplarıdır. Bundan bağımsız olarak, Rh değeri + ya da – değerinde olabilir. Bu iki sistemin kombinasyonundan 8’li kan grubu tablosu meydana gelmiştir. Ülkemizde iki sistem yan yana yazılarak belirtilir. Mesela; A türü kanda Rh değeri negatif ise, o kan için A Rh- grubu denir. Türkiye’de Kızılay’ın verilerine göre en fazla bulunan grup A Rh+’dir. Türkiye Kızılay Derneği’nin verdiği bilgilere göre, halkın %39’u A Rh pozitif, % 29’u 0 Rh pozitif, % 14’ü B Rh pozitif, % 6’sı A Rh negatif, % 5’i AB Rh pozitif, % 4’ü 0 Rh negatif, % 2’si B Rh negatif, % 1’i de AB Rh negatif kan taşıyor. Kafkas kökenli insanların %40’ının kan grubu A iken, Asyalılarda bu oran yalnızca %27’dir. Kan gruplarını 1900’de ilk keşfeden Avusturyalı doktor Karl Landteiner’dir. Bu konudaki araştırmaları sebebiyle 1930 yılında Nobel Tıp Ödülü ona verilmiştir. Fakat bu keşfin üzerinden uzun bir zaman geçmesine rağmen kan gruplarının neden var olduğunu hala bilinmemekte.

1600 yıllarda hekimlerin ilk kan nakli girişimleri başarısızlıkla sonuçlandı. Bir Fransız hekim, bir hastasını tedavi etmek için ona dana kanı enjekte etti. Hasta terlemeye ve kusmaya başladı, idrarı simsiyah bir renk aldı. İkinci bir kan naklinin ardından hasta öldü. Bu tür başarısızlıklar sebebiyle kan nakli olayına olumsuz bir gözle bakıldı. 19.yy da bile sadece birkaç hekim bu konuda çalışmalar yapıyordu. Bunlardan biri de James Blundell adlı İngiliz doktordu. Kadınların doğum sırasında kan kaybından ölmesini önlemek için kan naklini denemek istiyordu. Canlı türlerinin farklı kan yapılarına sahip olduğunu, bu sebeple farklı türler arasında kan nakli yapılamayacağını, insana ancak insan kanı verilebileceğini savunuyordu. Birkaç kişiden alınan kanı tüpler ve enjektörlerden oluşan bir düzenekle bir hastanın koluna nakletti. Hasta önce baygınlık hissinin geçtiğini söylese de 2 gün sonra öldü. İleriki yıllarda da toplam 10 kan nakli gerçekleştirdi, bunların sadece dördü hayatta kaldı. İnsana ancak insan kanı verilebileceği konusunda haklı olsa da Blundell insan kanının da farklı türleri olduğunu ve insanlara türdeş kanların verilmesi gerektiğini bilmiyordu.  Bu dönemde Farklı yöntemler deneyenler de oldu; tıpkı 1870’lerde kan naklinin süt ile beraber yapılması gibi, ki bu da sonuçsuz ve tehlikeli bir çaba olmaktan öteye gidemedi.

İlk kan nakli girişimlerinin başarısız olmasına sebep olan şey kan pıhtılarının oluşmasıydı. 1800’lü yıllarda bilim adamları deney tüplerindeki farklı insanlardan alınmış kanın karıştırılması sonrasında bazı kan hücrelerinin birbirine yapıştığını fark etmişti. Ancak bu kanlar genellikle hastalara ait olduğu için bunun hastalık sebebiyle olduğunu düşünmüşlerdi. Karl Landsteiner sağlıklı insanların kanı karıştığında durumun ne olacağını anlamak amacıyla yaptığı deneylerde, karışan sağlıklı kanlarda da bazen pıhtılar meydana geldiğini gördü. Bu plazmalara rastgele A, B, C gibi isimler verdi. Daha sonra C’nin adı O olarak değiştirildi; bir süre sonra da AB grubu bulundu. 20. yüzyılda ise Philip Levine kanı Rhesus (Rh) faktörü içerip içermemesine göre Rh+ ve Rh– olarak da sınıflandırdı. Lansteiner farklı kişilerin kanını karıştırdığında belli kurallar keşfetmişti. A grubunun plazmasını aynı gruptan başka birinin kırmızı kan hücreleriyle karıştırdığında karışımın sıvı hali bozulmuyor, pıhtılaşmıyordu. Aynı durum B için de geçerliydi; ama A ile B karıştırıldığında pıhtılaşma meydana geliyordu. O kan grubu ise farklıydı. A ya da B’nin kırmızı kan hücrelerini O grubunun plazmasıyla karıştırdığında hücreler topak hale geliyor, fakat A veya B plazması O grubunun hücrelerine eklendiğinde kan sıvı olarak kalmaya devam ediyordu. Kan naklini tehlikeli kılan durum işte bu pıhtılaşma olayıdır. Mesela A grubundan birine B grubu kan verilirse pıhtılar meydana gelecek, kan dolaşımı duracak ve kanamalar başlayacak, solunum güçlüğü ve ölüm tehlikesi baş gösterecektir. Fakat A ve O grubundan kan verildiğinde proplem çıkmaz.

Lansteiner bir kan grubunu diğerinden ayıran unsurun ne olduğunu bilmiyordu. Sonraki yıllarda bilim adamları her kan grubundaki kırmızı kan hücrelerinin yüzeylerinin farklı moleküllerle kaplı olduğunu keşfetti. Mesela A grubu kan hücrelerinde bu moleküller iki katlıdır. İlk katta H antijeni, bunun üzerinde ise A antijeni vardı. B grubunda ikinci kat daha farklı bir şekil almıştır. O grubunda ise tek kat halinde H antijeni vardır yalnızca. Her insanın bağışıklık sistemi kendi kan grubuna aşinadır. Farklı bir gruptan kan nakli yapıldığında bağışıklık sistemi bunları yabancı maddelerin vücuda girmesi şeklinde algılayarak saldırıya geçer. Bunun tek istisnası O kan grubudur. Ondaki H antijeni diğer gruplarda da olduğu için yabancı olarak görüp saldırıya geçme durumu olmaz. Bu sebeple O grubu herkese kan verebilir.Lansteiner’ın bu keşfi kan naklinin güvenli şekilde yapılmasının yolunu açtı. Ancak onun çalışmaları bazı soruları yanıtlarken bazı yeni soruları da beraberinde getirdi; Bu farklı kan grupları neden vardı? Kan hücrelerinin dışında neden moleküler yapılar bulunuyordu ve bu yapılar neden her insanda farklıydı?

1990’lı yıllarda bilim adamları kan gruplarının moleküler biyolojisinin sırlarıyla ilgili önemli aşamalar kaydettiler. ABO adlı bir gen, kan gruplarında ikinci kat antijenlerin oluşmasından sorumluydu. Genin A versiyonu geçirdiği birkaç mutasyon sonucu B’den farklıydı. O kan grubu insanlarında ise ABO geni geçirdiği mutasyonlar sebebiyle A ya da B antijenini oluşturan enzimin salgılanmasını engeller. Günümüze dek elde edilen bulgular kan gruplarının geçmişinin oldukça çalkantılı olduğunu göstermişir. Bazı türlerde mutasyon sonucu bir kan grubunun yolu tamamıyla kapanmış bulunuyor. Araştırmalar gösterdi ki tarih boyunca kendi içinde bazı kan grupları bazı etkenler ile türlerden bağımsız olarak kendilerini devre dışı bırakmışlar. İnsana en yakın primat olan şempanzelerde yalnızca A ve O kan g rupları, gorillerde ise sadece B var.

Kan Gruplarının Dünyada Dağılımı

O Rh pozitif      her 100 kisiden 40’i
O Rh negahtif   her 100 kisiden 7’si
A Rh pozitif       her 100 kisiden 34’u
A Rh negatif      her 100 kisiden 6’si
B Rh  pozitif      her 100 kisiden 8’i
B Rh  negatif     her 100 kisiden 1’i
AB Rh pozitif    her 100 kisiden 3’u
AB Rh negatif   her 100 kisiden 1’i

Kan Grubuna Göre Hastalık Riskleri

Japonlara göre bir insanın kişiliği aile ve çevreye göre şekillense de temelde kan gruplarının verdiği genel bir kişilik formasyonu var. Bazı bilim adamlarına göre, kişiliklerin ve hastalıkların kan gruplarıyla bağdaştırılması oldukça anlamsız. Ancak örnek olarak otizmin %80’ni A kan grubundaki çocuklarda ortaya çıktığı istatistiksel olarak ispatlanmıştır. İstatistiksel araştırmalar otizm örneğinde olduğu gibi bazı hastalıklara yatkınlığın kan gruplarıyla ilişkili olduğunu gösteriyor. A grubundaki insanların sindirim sistemleri hassas, kolayca strese girip uykusuzluk yaşayabiliyorlar. B grubundakilerin viral enfeksiyonlara, multiple skleroza ve lupusa yatkınlıkları var. AB kan grubundakiler ya A ya da B kan grubundakilerin karşılaştığı sorunlarla yüz yüzeler. O kan grubundaki insanlar ise daha çok dolaşım bozukluklarıyla ilgili hastalıklara, koleraya ve mide ülserine hassaslar, fakat kalp krizi geçirme olasılıkları diğer kan gruplarına göre çok düşük.

Amerikalı bilim adamları tarafından yapılan ve sonuçları Neurology dergisinde yayınlanan araştırma, kan grubu AB olan insanların ileri yaşta bunamaya kadar giden düşünme ve hafıza sorunlarıyla diğer kan grubundan olan kişilerden % 82 fazla karşılaştığını gösterdi. Daha önceki araştırmalar kan grubu 0 olanların hafıza kaybı ya da bunamayı artırabilen kalp hastalıkları ve felç riskinindaha az olduğunu göstermişti.

Harvard Üniversitesi Halk Sağlığı Enstitüsü tarafından gerçekleştirilen yeni bir çalışmada bazı kan guruplarına sahip insanların felç geçirme olasılığının daha yüksek olduğu tesbit edilmiştir. Çalışmada 25 yıllık takipler sonucu yaklaşık 60 bin kadın ve 30 bin erkek hasta incelenmiştir. Kadın–erkek farkı olmaksızın AB kan grubuna sahip insanlarda O kan grubuna oranla felç geçirme ihtimalleri %26 daha fazla çıkmıştır.

Japonya’da gerçekleştirilen ilginç bir araştırmaya göre, sivrisineklerin kan grubu 0 olan kişileri ısırma ihtimali, kan grubu A olanları ısırma ihtimalinden 2 kat daha fazla. Araştırmacılar, sivrisineklerin 0 grubu kanı daha “lezzetli” bulduğunu söylüyor. Sivrisinekler, kişinin hangi kan grubundan olduğunu ise, insan vücudunun salgıladığı bazı maddeler aracılığıyla tespit ediyor.

kan

İnsanın Kan Grubu Sonradan Değişir mi?

Avustralya’da karaciğer nakli yapılan bir kız çocuğunun kan grubu ve bağışıklık sistemi değişmiştir. Hasta çocuk ameliyattan sonra 12 yaşındaki vericisi erkek çocuğunun kan grubu ve bağışıklık sistemine sahip oldu. Ameliyatın gerçekleştiği hastanenin hekimleri, ameliyat sırasında 9 yaşında olan kız çocuğunun 0 RH negatif olan kan grubunun, ameliyattan dokuz ay sonra 0 RH pozitife döndüğünün saptandığını ve böyle bir şeyin ilk kez görüldüğünü açıkladı.

Öte yandan bilim adamları, Nature Biotechnologydergisinde yayınladıkları araştırmada, A, B ve AB gruplarındaki kanı O grubuna dönüştürdüklerini açıkladılar. Bu şekilde, kan vermede ortaya çıkan sıkıntının ortadan kalkacağı belirtiliyor. Kan, alyuvarlar hücrelerinin yüzeyindeki, antijenler olarak bilinen şeker moleküllerine göre sınıflandırılır. A ve B kan gruplarında farklı şeker molekülleri bulunurken, AB kan grubu her iki şeker molekülünü de içerir. Kopenhag Üniversitesinden Prof. Henrik Clausen liderliğindeki ekip, bakteriyel enzimleri, bu şeker moleküllerini kesmek için bir nevi biyolojik “makas” olarak kullandı. Böylece kan, antijenin olmadığı O grubuna dönüştü. Dönüştürülmüş kan grubunun hastanelerde kullanılmasından önce hastalar üzerinde denemelerin yapılacağı bildirildi.

Kan Grubunun Karaktere Etkisi

Karakterin oluşumunda iklim, doğal şartlar, eğitim ve kültürün etkili olduğu bilinmekle beraber son dönemde gerçekleştirilen araştırmalar kişilik üzerinde kan grubunun da etkili olabileceğini göstermiştir. İlk insanların kan grubunun “0” olduğu sanılıyor. Daha sonra iklim, yaşayış tarzı, beslenme gibi faktörlerle diğer kan gruplarının (A, B, AB) oluştuğunu düşünen uzmanlar, kişilik belirlemede kan grubunun ırktan daha önemli olduğunu savunuyorlar. Mizaçlara göre beslenilmesi gerektiği üzerinde duran ilk hekim İbni Sina’dır. İlk kez, kan gruplarını besinlerle kıyaslayıp inceleyen ve sonuçları test edip listeleyen Amerikalı doktor James D’Adamo’dur. Japon akademisyen Takeji Furukawa’nın 1927 yılında ‘Kan Gruplarına Göre Mizacın Araştırılması’ adlı kitap yazmıştır. Japonya’da yaygın olan teoriye göre kan grubu insanın karakterini ve onun kişisel hayatını etkileyen önemli bir faktördür. Japonların kan grubu falı geleneği uzun bir geçmişe dayanan bir eski bilgeliğe dayanıyor. Avrupalı bilim adamları kan grubuyla insanın kişiliği arasında bir bağlantının ispatlanamayağını söyleseler de Japonlar için bu durum bir batıl inanışın çok ötesinde, geniş kitlelerin inandığı bir gerçek. Japon gazetelerinde günlük kan grubu falları yer alıyor. Kan gruplarına verilen önem o denli büyük ki, insanlar eşlerini seçerken bile kan gruplarından kaynaklı karakterlerinin uyuşup uyuşmadığına bile dikkat ediyor. Mesela, yaygın inanca göre, A grubu kana sahip olanlar O grubu kan taşıyan insanlarla daha iyi uyumlu bir birliktelik yaşıyor. Bazı Japon şirketler kan grubuna bakarak eleman alırken özellikle reklam ve tanıtım çalışmalarında görev alacak kişileri seçerken bu alanda yapılmış olan araştırma sonuçlarına bakarak karar veriyor. Araştırmalar 0 grubu kana sahip kişilerin diğer gruplara oranla daha çekimser olduğunu gösteriyor. Buna göre kan grubu 0 olan askerlerin performanslarının düşük ve çekimser olduğu ortaya çıkıyor. Bu kan grubuna sahip olanlar, kendilerinden beklenileni A grubundakiler kadar karşılayamıyor.

blood

D’Adamo’ya göre kan grupları insanlığın kritik dönemeçlerinde ortaya çıkmıştı. Buna göre 0 grubu kan ilk kez Afrika’da, insanların hayatlarını avlanıp yeni yerler keşfettikleri gezgin dönemde oluşmuştu. A grubu kan tarımın keşfedilmesiyle birlikte ortaya çıkarken, B grubu kan ilk kez 10 ile 15 bin yıl önce Himalaya’nın yüksek düzlüklerinde görülmeye başlanmıştı. AB grubu kan ise bu iki kan grubunun modern bir karışımıydı. D’Adamo’na göre eğer tarımın evrimine müsaade ettiği A kan grubuna sahipseniz vejeteryan olmanız, avcı atalarınızın 0 grubu kanını taşıyorsanız ise et ile beslenmeniz ve tahıl ve süt gibi şeylerden uzak bir hayat sürmeniz gerekiyor. Kendi kan grubuna uygun olmayan bir beslenme zararlı olabilecek ve kan hücrelerimizin yapısına uymayan pekçok antijenin vücuda girmesi demekti. Bunun için kendi diyetini öneren D’Adamo bu sayede, kanser ve şeker hastalığından korunma, kilo verme ve yaşlanma etkilerini geciktirmek gibi faydalar sağlayacağını öne sürmüştür.

Ancak D’Adamo’nun görüşlerinin bilimsel temeli olmadığına dair eleştiriler de var. Kızılhaç’tan bir grup araştırmacı kan grubunun diyete etkilerini araştırmak amacıyla yaklaşık 1.000 civarında araştırmayı tek tek inceledikten sonra herhangi bir sonuca ulaşamadılar. Kızılhaç gönüllülerinden Emmy de Buck “Kan grubuna göre beslenmenin sağlık üzerindeki etkileri konusunda herhangi bir kanıta ulaşamadıklarını” söylemiştir. Bir grup araştırmacı da Transfusion Medicine Reviews‘ta yayınlanan makalelerinde “kan grubu odaklı diyetlerin promote edilmesi yanlıştır” tespitinde bulundular. Toronto Üniversitesinden Ahmed El-Sohemy, kan gurubu ve beslenme arasındaki ilişki bağlamında nadir de olsa görülen pozitif sonuçların kan grubuyla bir ilişkisinin olduğunu düşünmek için bir neden olmadığını belirtmekte. El-Sohemy ve meslektaşları yaptıkları araştırmada 1.500’den fazla kişinin yediklerini ve sağlık durumlarını takip ettiler ve DNA’larını analiz ederek hangi besinin hangi genler üzerinde etkileri olduğunu incelediler. 1.500 kişi içinde yalnızca ikisi aynı diyete diğer insanlardan farklı tepkiler verdi. Sonuç olarak El-Sohemy, D’Adamo’nun kitabında yazılanların hiçbirinin bilimsel dayanağı olmadığını açıkladı.

Peter J. D’Adamo ise ““Kan Grubuna Göre Diyet”” kitabında kan gruplarının insan karakterinde belirleyici unsurlardan biri olduğunu ve aynı kan grubunda olanların belli genel özellikleri olacağını söylüyor.

Dr. Peter J. D’Adamo’ya göre kan gruplarının oluşumunu şu şekilde olmuştur;

0 grubunun oluşumu:     İnsanın besin zincirinin en tepesine yükselmesi.
A grubunun oluşumu:     Avcı-toplayıcılıktan daha evcil tarım kökenli bir hayata geçilmesi.
B grubunun oluşumu:     Afrika’dan Asya, Avrupa ve Amerika’ya göçlerin ve karışıp birleşmelerin oluşması.
AB grubunun oluşumu:  Ayrı toplumların biraraya gelip, karışması sebebiyle oluşan çağdaş karışım.

D’Adamo kan gruplarına göre genel karakter yapılarını şöyle anlatıyor;

O grubu

Hayatın tadını çıkaran, dünya nimetlerinden yararlanan kişilerdir. “O” kan grubu gücü, dayanıklılığı, kendine güveni, cesareti, sezgiyi ve iyimserliği genetik hafızalarında taşırlar. Sağlıklı bir bünye ve iyimserlikle desteklenmiş liderlik özellikleri ve başarı için gerekli güdüler 0 grubunun temel özellikleri. İlk insanların kan grubu olan 0 grubunun bu denli güçlü ve dayanıklı olması insanlığın dünyaya alışma sürecinde yaşadığı zorluklara dayanma çabalarıyla bağlantılı. Beslenmelerinde et ağırlıklı besinler tüketen bu gruptaki insanların metabolizmaları her türlü ete diğer kan gruplarına göre daha fazla ihtiyaç duyar.

A grubu

A kan grubuna sahip olanların genel özelliği, bulundukları çevrede en ilgi çekici ve renkli kişiliğe sahip olmaları. Araştırmayı sever, gelişime ve değişime hemen kolay uydurur. Aşırı duyarlı olan bu insanlar, çevrelerinde büyük uyum zorluğuna düştüklerinde içlerine kapanırlar ve sıkıntılarını hep içlerine atarlar. Dr. Peter J. D’Adamo’ya göre bu kadar içine kapanık ve uyumlu olan A kan grubuna sahip insanlar patladıklarında yanlarında olmamanız gerekiyor. İşte o zaman korkulacak derecede agresif olabilirler. Dr. J. D’Adamo, A grubu insanların sindirim sistemleri uygunsuz besinleri eritmekte geciktiği için vücutlarında su biriktiğini söylüyor. A kan grubunun diğer gruplardan daha az grip olduğunu söyleyen D’Adamo, virüslerin etkisi A ve AB kan gruplarında diğerlerine göre daha az, diyor.

B grubu

O grubu ve A grubu birçok yönden birbirlerinin tam karşıtı özellikler gösterirken, B grubu bazı bakımlardan O grubunu hatırlatır. B grubu insanları dengeli, akılcı, sistemli, düzenli ve iradelidir. Başka insanların tepki ve eğilimleri dikkate almaz, kendi düşünce ve kararları doğrultusunda ilerler. Çevrelerine egemen olmak ve herkesi yönetmek isterler. Gözüpek, inatçı, otoriter ve serttirler. Bu karaktere sahip bulunanların tipi, asker, uzman ve danışmandır. Dr. J. D’Adamo, başkalarının tepki ve eğilimlerini dikkate almaksızın, kendi düşünce ve kararları doğrultusunda ilerleyen bu kan grubundakiler için, “”Bir demiryolu üzerinde giden, önüne çıkan engelleri ezen ya da birlikte sürükleyen bir lokomotif gibidirler”.” diyor.

AB grubu

A grubuyla B grubunun karışmasından meydana gelen bu kan grubu ender görülür. Dünya nüfusunun ancak % 5’i bu gruba dahildir. AB grubu kan gruplarının en yenisidir. Doğu’ ve Batı uygarlığının karışması sonucunda bu kan grubu oluşmuştur. Diğer üç mizacın tüm özellikleri, karmaşık bir biçimde AB grubunda görülür. Bu nedenle çelişen, kaprisli ve tutarsız bir kişilik sergilerler. Dr. J. D’Adamo’ya göre; bu gruba sahip insanlar, dengeleri için gerekli olan dinamik bir düzenleme, güçlü bir irade ve iyi bir disiplinle karşılaşana dek, karmaşık duygu, düşünce ve eğilimlerin elinde bocalayan, kaprisli, kararsız ve tutarsız bir kişi olur çıkarlar. Bununla birlikte çevrelerine önem vermeleri, sosyal tutum ve yargıları önemsemeleri, mantıklı düşünme yetisine sahip olmaları gibi olumlu özellikleri onları başarıya ulaştırabilir.

Kan Grubuna Göre Diyet Nedir ve Nasıl Yapılır?

O Kan Grubu

Dr. D’Adamo göre 0 kan grubu olan insanlar et ve balık ağırlıklı beslenmelidir. Süt ürünleri ve tahıllar ve armut, kivi, portakal gibi asitli meyveler bu grubun kilo almasını hızlandırırken, deniz ürünleri, deniz yosunu, iyotlu tuz ve muz, erik, mango, kiraz, gibi meyveler ise kilo vermesini hızlandırmaktadır.

A Kan Grubu

A kan grubu avcılıktan tarıma geçişten sonra ortaya çıkmıştır ve çiftçi kan grubu olarak da adlandırılır. Et ve süt ürünleri bu gruba hızlı kilo aldırırken, soyalı besinler ve bitkisel ürünler kilo vermeyi hızlandırır. Eti tümüyle hayatlarından çıkarmalı, deniz ürünlerini ise çok az miktarda tüketmeliler.

B Kan Grubu

B kan grubu Himalaya Bölgesi’ne göç edenlerde ortaya çıkan göçebe gruptur. Kırmızı et faydalı iken beyaz et tüketiminden uzak durulmaları gerekir. Süt ve süt ürünlerini rahatlıkla tüketebilen tek gruptur. Yulaf ve pirinç rahatlıkla tüketebilirken, mısır, çavdar ve buğdaydan uzak durmaları gerekir.

AB Kan Grubu

AB kan grubu ise modern çağda ortaya çıkan kan grubudur, A ve B grubundaki yasaklar AB grubu için de geçerlidir. Tofu, deniz ürünleri, yeşil sebzeler kilo vermeye yardımcıdır ve hindi eti dışında et ürünleri tüketilmemelidir.

D’Adamo”ya göre kanser ve kan grupları arasındaki ilişki şöyle:

Sindirim

Dudak, dil, yanak, diş eti, yemek borusu, mide kanserleri ile tükürük bezlerindeki tümörler, A ve AB grupları ile çok yakın ilişkili bulunuyor.

Lenf ve Lösemi

Bu kanser türü, O grupların eğilimli oldukları bir tür. Kan ve lenflerde gelişen bu kanser formu tercihen O gruplarını sıkıntıya sokar.

Pankreas

Pankreas, karaciğer, safra kesesi ve safra yolu kanserleri, dayanıklı sindirim sistemlerine sahip O gruplarında nadiren görülüyor. A ve AB grupları yine en fazla risk altında olanlar.

Mesane

Mesane kanseri en çok A ve B gruplarında görülür. Hem A hem de B grubunun karakterini taşıyan AB grubu ise büyük olasılıkla en fazla riski taşıyan gruptur.

Beyin

Birçok beyin ve sinir sistemi kanserleri, A ve AB kan gruplarını tercih ediyor.

Rahim

Bu kanser türleri de A ve AB gruplarını tercih ediyor,

Deri ve Kemik

Deri kanserleri en fazla O grubunun yakalandığı tek kanser türü.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir