Kedilerin ve Köpeklerin Garip Davranışları

Hayvanların bazı esrarengiz davranışlarının nedeni hâlâ çözülebilmiş değil. Acaba hayvanların insanlar tarafından bilinmeyen gizli yetenekleri mi var? Bu tür çok sayıda olay var. Aşağıda araştırmacı Namık Talat Gürarslan’ın konuya ilişkin bir incelemesini sunuyoruz.

Kediler genellikle uysal ve evcil hayvanlardır. Kuyruklarına basılmadıkça pek zarar da vermezler. Ne var ki, kedilerin bazı garip davranışları da vardır. Öncelikle çok meraklı ve oyuncudurlar. Bu merak ve oyunculukları bazen tehlikeli ve ilginç sonuçlara da yol açabiliyor.

Samsun’un Vezirköprü ilçesine bağlı Bevealan köyünde bir yaşındaki Osman, bir kedi tarafından sünnet edildi! Hava sıcak olduğu için, anne, bir yaşındaki oğlu Osman’ı, üzeri açık vaziyette yatağın üzerine bıraktıktan sonra kendi işleriyle meşgul oluyordu. Bu sırada eve giren bir kedi, küçük Osman’ın cinsel organını yemeye başladı. Oğlunun çığlıkları üzerine odaya koşan anne, durumu görünce âdeta çılgına döndü.

Doktorun Açıklaması

Derhal oğlunu Havza Devlet Hastanesi’ne yetiştirdi. Hastanenin başhekimi, çocuğun ancak usta bir sünnetçinin yapabileceği bir şekilde sünnet edildiğini şaşkınlıkla gördü. Dr şunları söyledi: “Bu çocuk sünnet olmuş halde! Bana sadece pansuman yapmak kaldı. Uzvun alt kısmında bulunan ve ağlayan köşe adını verdiğimiz damar, ısırılma ile kapatılmış ve kanamanın fazla olması önlenmiş. Bugüne kadar böyle bir şey görmemiştim!”

Kedilerin kadınlara benzetilmesi oldukça yaygındır. Gerçekten de bazı kedilerin büyüleyici bakışları erkekleri çok etkiler.

Adana’dan, Ankara’ya Kadar…

Bilindiği gibi, köpekler, sadakatin sembolüdürler. Sahiplerine ne kadar bağlı olduklarına ilişkin şimdiye kadar pek çok olağanüstü örnek olaylar yaratan köpekler, aynı zamanda şaşırtıcı bir yön bulma ve iz sürme yeteneklerine de sahiptirler. Fakat, yön bulma ve iz sürme yetenekleri ile, yüzlerce kilometre aşarak, sözgelimi, çok sevdikleri sahiplerini bulabilmeleri, gerçekten olağanüstüdür.

Ali Leventoğlu ve ailesi, 1980 yılında, Ankara’dan, Adana Osmaniye’deki çiftliklerine tatil için gitmişlerdi. Bir süre sonra Ankara’ya döndüler. Çok sevdikleri Duman adındaki köpeklerini çiftlikte bırakmışlardı. Bu duruma çok üzüldüğünü huysuzlaşarak belli eden Duman, bir süre sonra ortadan kayboldu ve bütün aramalara rağmen bir daha ortalıkta görülmedi.

Alî Leventoğlu, bir yıl sonra, yani 1981 yılında, büyük oğlunu evlendirmiş ve Atatürk Orman Çiftliği”ndeki bir salonda düğünlerini yapmaktaydı. Bu sırada salonun çıkış kapısının yanına, toz loprak içinde ve açlıkian kemikleri birbirine yapışmış bîr köpek gelmiş ve dışarı çıkanları dikkatle süzüyordu.

Geç saatlerde, Ali Leventoğlu ailesi birlikte dışarı çıktıklarında, dışarıda bekleyen köpek, hemen yanlarına koşarak, özellikle çok sevdiği küçük Ayşe Leventoğlu’nun ellerini ve yüzünü yalamaya başladı. Çok ani olan bu olay karşısında ilkin paniğe kapılan baba Ali Leventoğlu, köpeği kovmaya çalıştı, fakat bir an sonra onun, Adana’da bıraktıkları köpekleri Duman olduğunu anladı ve; “Bu duman! Adana’da bıraktığımız köpeğimiz. Taa oradan gelip bizi buldu!” diye hayretle bağırdı.

Bir yıl önce Adana’nın Osmaniye ilçesinde küçük sahibinden ayrılan Duman, o günden sonra ortadan kaybolmuştu. Ankara’ya gelen küçük Ayşe bir gün köpeğini karşısında görünce gözlerine inanamadı

Gerçekten, hemen hemen bir yıl kadar bir zaman içinde Duman, Toros dağlarını da aşarak, yüzlerce kilometrelik yolu katetmiş ve inanılmaz bir olayı gerçekleştirmişti. Duman’ in bu kadar yolu geçerek, bir de hiç bilmediği bir düğün salonuna gelmesi ve sahiplerini bulması, acaba sadece bir içgüdü, iz sürme ve yön bulma yetenekleriye açıklanabilir mi’.’ Yoksa bu ve benzeri olaylarda bilinmeyen bir ‘psişik iz sürme’ yeteneği mi söz konusu?

Kedilerin Psişik Özellikleri

Hayvanlarda, görülen kısa mesafeli bu yön bulma veya iz sürme yeteneği doğal olarak kabul edilebilir. Fakat aşılacak mesafe binlerce kilometre olursa, burada bir olağanüstülük aranabilir. Üstelik, bu hayvan bir kuş değil de bir kedi ya da bir köpek ise…

Bir kedinin çok dikkatli bakışlarından biri. Sanki gördüğünü anlıyor ve değerlendiriyor.

Mehmet Tunç, Almanya’da çalışan bir Türk işçisiydi. 1980 yılında Türkiye’ye ailesi ile birlikte tatilini geçirmeye geldi. Dönüşünde ise buradaki evinden kedisi Minnoş’u da alarak Almanya’ya götürdü. Evde kafesinden çıkarılıp serbest bırakılan Minnoş, iki gün sonra birden kayboldu. Bütün aramalara rağmen bulunamayınca, Mehmet Tunç, Alman makamlarına başvurdu ve yoğun bir arama başladı.

Aradan haftalar geçti. Artık Minnoş’tan ümit kesilmişti. Tam 61 gün sonra, Türkiye’ deki akrabaları Mehmet Tunç’a, Minnoş’un Türkiye’ye evine döndüğünü yazdıklarında, başta Mehmet Tunç dahil olmak üzere Alman makamları da şaşkınlık içinde kalmışlardı.

2500 Km Yürüdü

Olaya Alman Bild gazetesi de yer verdi. Minnoş günün konusu oldu. Minnoş, 61 günde tam 2500 kilometrelik bu yolu acaba hangi içgüdü ile aşmıştı?.. Minnoş bu çok uzun yolu, ‘psişik iz sürme’ yeteneği ile aşmıştı. Alman gazeteleri, Türk kedisi Minnoş’un sıla hasretine dayanamayarak, Almanya’dan kaçıp Türkiye’ ye döndüğünü ve 2.500 kilometrelik yolu yürüyerek katettiğini yazıp, “Garip ama gerçek” dediler.

“Minnoş” adlı kedinin Almanya’dan kaçıp Türkiye’ ye dönmesini, yüksek tirajlı Alman Bild gazetesi, “ilginç ve büyük haber” olarak böyle yayınladı.

Kedinin Örnek Aşkı

17 Şubat 1983 tarihinde gazetelere geçen ilginç bir haber şöyleydi: Fransa’da bir dişi kedi, Paris’teki ‘aşkına’ kavuşabilmek için 700 kilometre katetti. Sahipleri Paris’ten, Fransa’ nın güneyindeki Bagnols-Sur-Ceze’ye taşınan ‘Blanchette’ adlı beyaz kedi geçtiğimiz Eylül ayında yeni evinden kaçtı. Sahiplerinin bütün aramalarına karşı bulunamayan kediden umut kesildiği anda, Blanchetie’in Paris’teki eski aşkının yanında olduğu haberi geldi. Kedinin 700 kilometrelik yolculuk boyunca nasıl beslendiği ise anlaşılamadı.

Kedilerin Karşılama Töreni

Leo Talamonti, Yasak Evren adlı kitabında, İstanbul’daki Fransız Konsolosu’nun 1952″de açıkladığı ve İstanbul’un kedileri ile ilgili olan bîr olayı anlatır; Fransız Konsolosu’na göre, Fransa’nın Marsilya limanında kayıtlı olan bir şilebin mürettebatı, İstanbul’a uğradıkları bir sırada, gemiye bir düzine kedi almışlar, daha sonra yine İstanbul’a geldiklerinde, kedileri tekrar İstanbul sokaklarına salmışlardı.

Bir yıl sonra, geminin yolu bir kez daha İstanbul’a düştü. İstanbul’a gelişinden bir gün önce, limandaki görevliler, belirli bir rıhtımda bir düzine kadar kedinin toplandığını ve ertesi güne kadar ısrarla orada kaldıklarını gördüler. Buna hiçbir anlam veremediler. Ertesi gün şilep limana girdiğinde, kediler, geminin mürettebatını karşılamaya hazırdılar!

Konsolosun belirttiğine göre, söz konusu şilebin arada sırada yaptığı İstanbul seferlerinde belirli bir tarifeye uyulmuyordu. Talamonti, böyle bir olayın içgüdü ile açıklanamayacağını öne sürüyor, kedilerin her biri ile geminin mürettebatı arasında mevcut olan belirli bir telepati ya da durugörü ilişkisi üzerinde duruyor.

4 kedi ve 4 ayrı bakış. Kediler konuşamıyor ama sanki düşünüyorlar ve çevrelerini de yargılıyorlar.

İstanbul’daki Konuşan Kedi

Anlaşıldığına göre, İstanbul’un kedileri, hayvanlarda parapsikoloji olaylarını araştıran kişilerin dosyalarında, özel bir yere sahiptiler. 1968’de İstanbul Hayvan Hastanesi’nin Baş veterineri Dr. Hayrullah Orakoğlu, Pala adındaki bir ev kedisinin, bir kedinin becerebileceği kadarıyla, bazı kelimeleri söyleyebildiğini açıkladı. Söylendiğine göre, Pala, git, gel, yemek gibi kelimeleri telaffuz edebiliyordu. Bu ilginç olayı inceleyen veterinerler, Pala’nın söylediklerinin rahatça anlaşılabildiğini belirttiler.

Kediler, çoğu kişinin tanık olduğu gibi, sahipleriyle telepatik ilişki kurarlar. Özellikle Siyam kedileri, bu özellikleriyle tanınırlar.

Köpekler Haber Verdi

1984 yılının Mart ayı içinde, Sinop’un yaklaşık 40 köyünde ortaya çıkan heyelan nedeniyle, binalar çöktü, derin çukurlar oluştu, göller ortaya çıktı ve ağaçlar kayboldu. En büyük hasar ise Ayancık ilçesine bağlı Babaçay köyünde meydana geldi. Bu köydeki can kaybını Tomi adındaki bir köpeğin saatlerce havlaması önledi. İsmail Kaya adında biri olayı şöyle anlatıyor:

“İnanılmaz olaylar meydana geldi. Bir anda evlerimizin yerleri değişmeye başladı. Çukurlar açıldı. Kulakları sağır edercesine büyük bir gürültü meydana geldi. Her şey, 5-10 dakika içinde oldu. Can kaybı olmaması. ‘Tomi’ nin havlamalarından bir şeyler olacağını sezinleyip, köy halkının evlerini terketmeteri ile mümkün oldu.”

Kedi Işınlanıyor mu?

1985 yılının şubat ayın içinde Teşvikiye’deki evlerinde, Feriha Tekgül ile kız kardeşi Meliha’nın tanık oldukları olay oldukça şaşırtıcıdır. Bu kişilerin geceleri balkona bıraktıkları Nazlı adında bir kedileri var. Bayan Feriha, bir gece, kendisini “Anne, anne” diyerek çağıran bir sesle uyandı. O sırada yatağının üzerinde Nazlı*yı gördü. Çok şaşırdı ve ürktü. Anne, anne diye kendisine seslenen sanki kedisi Nazlı idi.

Kalkıp diğer odada yatan kız kardeşini uyandırdı ve olayı ona da anlattı. Nazlı’yı gece balkondan içeri ne zaman aldığını sordu. Bayan Meliha, Nazlı’yı içeriye kendisinin almadığını söyledi. Bu tuhaf durumu konuşurlarken ayaklarına sürtünen Nazlı, birden ortadan kayboldu! Tekrar balkona koymak için Nazlı’yı aradıkları sırada, balkondan gelen seslerle irkildiler. Şaşkınlık ve korkuyla balkona baktıklarında, Nazlı, kendisini içeri almaları için balkon kapısını tırmalıyordu!.

Bir Başka Ulus: Hayvanlar

Bir doğa bilimci şöyle söylüyor: “Bizimkinden eski bir dünyada, hayvanlar, bize oranla daha gelişmişler. Onları insan terimleri ile tanımlamakla ısrar ediyoruz. Oysa değiller… Hepsinde, bizim zamanla kaybettiğimiz veya hiçbir zaman edinemediğimiz yetenekler var. Onlar kardeşimiz değil. Bizlerden aşağı seviyede de değiller. Onlar, biz insanlarla aynı yaşam ve zaman dilimi içerisinde bulunmak zorunda kalan bir başka ulustur. Belki de, en anlaşılmaz şekilde davranan, en dar görüşlü ve öğrenilmesi en güç olan memeliler, biz insanoğullarıyız!”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir