Neden Artık Aya Gidilmiyor?

Tarihler 11 Aralık 1972’yi gösterirken, Apollo 17 aya iniş yaptı. Bu insanoğlunun son ay seyahati değildi, ancak aya giden insanlı uzay araçları için yörüngeden çıkılan son sefer oldu. Apollo 17 ay yüzeyine Orion kapsülünü bıraktı. Astronotlar kapsülden çıkarak çalışmalara başladılar. Birden bire Apollo 17’den sonra NASA insanlı ay araştırmalarını durdurdu. Peki, ne olmuştu? Son yıllarda uzay çalışmalarıyla ilgili bir çok projeye imza atıldı. Fakat 1972’den itibaren ABD ve Rusya’nın yapmadığı tek bir şey var. yeniden Ay’a inmek.. İki devlet de bunu yapmadı ya da yapamadı.

İleri sürülen iddialardan biri, NASA’nın Apollo uçuşları sırasında, özellikle de Apollo 17 görevinde dünya dışı yaşama dair çok kesin kanıtlara ve gerçeklere ulaştığını ve bunları gizlice devam ettirmek için ödenek kesintisi bahanesi ile uçuşları durduruğu yönünde. Dayandıkları en önemli kanıt ise ayda bulunduğu ve uzaylı bir kadına ait olduğu belirtilen kadın mumyanın görüntüleri.

İddialar mumyadan ibaret değil. NASA’nın Apollo adlı insanlı uzay projesiyle Ay’a giden astronotlar gerek yörüngesi ve yüzeyi üzerinde araştırmalar yaparken birçok fotoğraf ve görüntü elde ettiler. Elde edilen görüntüler arasınsa ayda insan elinden çıkmışa benzer binaların harabe haldeki kalıntıları, büyük bodrumlar, sayısız tüneller, devasa cam benzeri, şeffaf bir maddeden imal edilmiş kubbeler bulunuyordu. Görüntülerdeki yapıların karmaşık kombine halleri ve geometrik yapısı doğal jeolojik birer oluşum olmadıklarının en büyük göstergesiydi.

Apollo Ay programı sırasında NASA’nın eski yöneticisi olan Ken Johnston önemli açıklamalarda bulundu. Astronotların aya indikleri zaman yapay kaynaklı eski harabeler ve daha önce bilinmeyen bir teknoloji bulduklarını açıkladı. “Karanlık Misyon: NASA’nın Gizli Tarihi”, kitabın yazarı eski NASA danışmanı Richard C. Hoagland Binaların, camdan yapılmış kubbeye benzer yapıların, taş kulelerin ve havada asılı kalelerin yıkıntılarını gösteriyor olmasına rağmen NASA’nın gizlemeye çalıştığı Ay’daki kadim uygarlıklarla ilgili birçok sırrı gözler önüne serdi. Ay’daki gizemli yapılarından biri de garip camsı kubbelerdir. Aya yapılan insanlı uçuşlarla astronotlar bu tuhaf kubbelere bizzat şahit olup bunları görüntülediler. Kubbeler camdan yapılmış gibi yarı şeffaf görünmekteydiler. Dışarıdan gelen ışığı yansıtıyor ve çoğu zaman üzerinde parlamalara neden oluyordu. Bazısı dik bir kubbe biçimindeyken bazısı daha basık ve yayvan kimisi ise yarı piramitsel bir küre şeklineydiler.

NASA’nın ay görevlerinin Apollo 17 ile sona erdiği biliniyor. Ancak Nasa’nın çalışmalarını gizli olarak sürdürdüğü ve bu görevler sırasında inanılmaz bulgular elde ettiklerin iddia eden araştırmacılar ileri uygarlıkların insanoğlu’nun bir daha aya gitmemesi konusunda talimat verdiğine inanıyor. Aya kozmonot göndermediği bilinen Ruslar’ın da aya gittiği ve Nasa’nın Apollo 17’den sonra gizli seferler yaptığı ancak Nasa ve Rus kozmonotların ayda yok edildikleri yönünde görüşler ileri sürülüyor. Buna göre NASA’nın Apollo 18 gizli görevinde öldürülen Rus kozmonatların cesetleri bulundu ama Apollo 18 mürettebatı da hiçbir zaman dünyaya dönemedi.

Ayın dünyadan görülemeyen karanlık yüzünde bir uzaylı üssü olduğu yönündeki iddialar da uzun süredir devam ediyor. İngiliz Sun gazetesinde yayımlanan görüntülerde, bir vadinin içinde bulunan ve bir askeri havaalanını andıran üssün çevresinde dağlar bulunuyor. Yeni elde edilen kanıtlarla ayın tamamen ölü bir gezegen olmadığı ve ay yüzeyinde zaman zaman yoğun bir hareketlilik gözlendiğini belirtiliyor. Eski ABD Donanma İstihbarat görevlisi Milton Cooper da, ay üzerinde bulunan ve “Uzaylı Üssü Luna” olarak adlandırıldıkları bir üstten söz etmişti. Cooper’a göre, ayın uzak kesimlerinde bulunan bu uzaylı üssü aya inen Apollo astronotları tarafından da görülmüş ve filme alınmıştı. Ana gemi adı verilen devasa uzay gemilerinin bulunduğu bu üstte, çok büyük makineler kullanılarak maden çalışmaları yapıldığı ileri sürüldü. Moongate: ABD Uzay Programı’nın Gizlenen Bulguları” adlı kitabın yazarı William L. Brian, NASA’nın Ay üzerinde bulunan uzaylı üsleri ile ilgili gerçekleri gizlediğini gösterebilmek için geometrik ispatlara dayanan metodolojik bir çalışma yapmıştır. Brian’ın tezi, NASA’nın “Ay’ın yerçekimi Dünyanın altıda biridir” açıklamasının doğru olmadığı yönündeki iddiasına dayanmaktadır. Brian, NASA’nın 1960’larda Ay’ın yerçekiminin dünyanın yerçekiminin %64’üne eşit olduğunu öğrendiğini söylemektedir. Brian, Apollo 11 astronotları Neil Armstrong ve Edwin E. “Buzz” Aldrin’in Ay kraterlerinin üzerinde dev UFO’lar gördüklerini ve bu UFO’ların astronotları izlediklerini belirtmektedir. Brian’a göre, NASA’nın uzay araştırmaları gerçekte askeri araştırmaları gizlemekte kullanılan bir paravandır ve NASA’nın uzay programı UFO’lar tarafından yakından izlenmektedir. Ona göre, NASA’nın Ay’da yaşam olmadığı yönünde açıklamaları da gerçeği yansıtmamaktadır. Ay, gerçekte safran renkli göklere sahip, ılıman yerlerinde bitki ve hayvanların yaşadığı, içinde göller, ırmaklar bulunan ve çeşitli büyüklükte uzaylı komünlerinin bulunduğu bir yerdir. Brian’ın Ay’la ilgili bir diğer teorisine göre ise, Ay’daki kraterler yaklaşık 30.000 yıl önce yaşanan ve Ay’ı da içine alan büyük bir savaşın ve savaşta kullanılan gelişmiş silahların bıraktığı izlerdir. Buna göre, Mars ve Jüpiter arasında eskiden var olan boş gezegen, yüksek teknolojili ışınlarla yok edilmiş ve geride astroid kuşağını bırakmıştır. Maldek denilen bu astroid kuşağa ait olan Ay, yerçekimi yaratan ışınların yardımıyla dünya yörüngesine taşınmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir