Şeytan İncilinin Sırrı Nedir?

Şeytanın İncili Codex Gigas dünyanın en büyük tarihi kitabı olarak biliniyor . Ağırlığı 75 kg olan kitabı  iki yetiştin ancak kaldırabiliyor. Kitabın ciltlenmesi için yaklaşık 160 hayvan derisi kullanılmış. Elyazmasının Latince adı da buna uygun Codex Gigas, yani Devasa Kitap. Ancak asıl şaşırtıcı olan kitabın boyutu değil, içeriği.  Kitabın içinde tam sayfa ve renkli olarak çizilen şeytan figürü, diğer sayfalarının da lanetli olduğu inancına neden olmuş. Öte yandan kitabın nasıl yazıldığı hala bilinmiyor. Ancak hakkında tarihçileri de şaşırtan bir efsane var. Efsaneye göre Orta Çağ’da yaşayan bir keşiş, manastır yeminlerini bozduğu gerekçesiyle ölüme mahkum edilmişti. Keşiş, bu cezadan kurtulmak için insanlığa dair bildiği tüm detayları bir kitap haline getirmeye söz verdi. Verdiği sözü yetiştiremeyeceğini anlayan keşiş şeytanla işbirliği yapmaya ve ruhunu ona satmak karşılığında yardım istemeye karar verdi. Bu efsane ve kitapta bulunan şeytan çizimi onu ‘Şeytanın İncili’ haline getirdi ve lanetli olduğuna inanıldı.

seytan-incili

Çekler, 1648 yılında bir savaş ganimeti olarak başkentlerinden çalınıp İsveç’e götürülen Şeytan ‘Codex Gigas’ı geri alabilmek için çok büyük çabalar sarfettiler. Ama her seferinde reddedildiler. Çek Cumhuriyeti’nin cumhurbaşkanlığını da yapan ünlü yazar Vaclav Havel, sırf ‘Codex Gigas’ konusunu görüşebilmek için iki defa İsveç’e resmi ziyarette bulundu. Sonunda  varılan bir anlaşmayla bu gizemli kitabın sadece geçici bir sergi için Prag’a götürülmesine karar verildi. Şeytan İncil’i 160 eşeğin derisinden sayfalara yazılarak hazırlanmış çok büyük bir elyazması kitap. Bir metreye yarım metre ebatlarında, 640 sayfadan ve dış kapakları işlemeli ahşap levhalardan oluşan kitabın ağırlığı 75 kilogram.  Şeytan İncili’ne adını, bu kitabın sayfalarından birine resmedilmiş şeytan figürü veriyor. Kitap üzerinde yapılan araştırma ve yazı tahlillerine göre Codex Gigas tek elden yazılmıştır. Kitabı bir insanın yazması yaklaşık olarak 20 sene sürecektir.

Sıradışı bu kitapla ilgili bilgiler, asırlardır nesilden nesile aktarılan efsanelerden derlenebiliyor. Kitabın yazılış öyküsü 800 yıl önce Çek topraklarında Benediktus rahiplerinin bir manastırında başlar. Efsaneye göre, 13. yüzyılda Pozlazice Manastırı’nda bulunan bir keşiş, işlediği ağır bir suçtan dolayı canlı canlı duvarın içine gömülme cezasına çarptırılmış. Rahip de suçunu kabul eder, ama ölüm cezasından da kurtulmak istemektedir. Bunun için manastır yönetimine şöyle bir öneride bulunur: Eğer ölüm cezası iptal edilirse, o da bir 1 yıl içinde dünyanın o güne kadar gördüğü en büyük elyazması İncil’i yazacaktır! Rahibin teklifine göre, bu başyapıt sadece Eski ve Yeni Ahid’i değil, Benediktus rahiplerinin hayata bakışını ve de Çek tarihini de içerecektir. Ayrıca rahip M.S. I yüzyılda yaşamış tarihçilerden Josephus Flavius’un Yahudiler tarihini, o zamana kadar var olan azizlerin listesini, Hıristiyanlar’ın en önemli bayramlarından olan paskalya bayramının nasıl hesaplanması gerektiğini de kitabında yazacaktır. Teklif kabul edilir, suçlu rahip hapsedildiği yerden çıkarılıp elyazması ciltlerle kaplı kütüphaneye götürülür. Masanın üzerine renk renk mürekkepler bırakılır ve ciltlerce kitabı yazmaya uygun, ince bir şekilde tabaklanıp katlanmış eşek derileri de getirilir. Ancak suçlu rahip kitabı bir sene içinde bitiremeyince son gecesinde Şeytan’ı yardıma çağırır. Şeytan’ın ise yardım için iki şartı  vardır: Birincisi, rahibin ruhunu kendisine satması, ikincisi ise İncil’in sayfalarından birine kendi resminin çizilmesidir. Ölümden kurtulmak isteyen rahip Şeytan’ın isteklerini kabul eder ve Şeytan İncili böyle ortaya çıkar.

30 Yıl Savaşlarından sonra İsveç Krallığı’nın askerleri Prag Kraliyet Sarayı’nın en değerli hazinesi olan Şeytan İncili’ni alıp 1648 yılında İsveç’e götürürler. O tarihten sonra İsveç Kraliyet Sarayı’nda korunan bu büyük hazine şimdiye kadar sadece iki kez halkın ziyaretine açıldı. Orijinali 640 sayfa olan, fakat 624 sayfasının iyi durumda olduğu bu elyazması, Berlin ve New York’ta da sergilendi. Ziyaretçiler özel odaya, her defasında 10 kişi alınarak ve sadece 10 dakika kalmalarına izin verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir