Uzaydan gelen insanlar

Çevrebilimci Doktor Ellis Silver ‘Humans are not from Earth’ (İnsanlar Dünya’dan Değil) adlı kitabında, insanoğlunun uzaydan geldiğini iddia etti. Bilim adamı bu iddiasını desteklemek için insanların yaşadığı fiziksel sorunları örnek gösterdi. İnsanların sırt ağrısı çekmesi, güneş yanığından muzdarip olması normalde dünya’da yaşamadığına bir örnek. Silver insanoğlunun bu sorunları, Dünya’da ‘evrimleşmediği’ için yaşadığını söylüyor. Dr.Silver sırt ağrısı, güneş yanığı gibi sorunların yaşanma nedenini ise insanoğlunun Dünya’dakinden daha düşük yerçekimine sahip bir gezegende ‘evrimleşmesi’ne bağlıyor. Bilim adamına göre yaşadığımız dünya, insanoğlunun şiddet eğilimli olduğu için ceza çekmesi amacıyla gönderildiği bir ‘hapishane gezegen’. İlginç iddiaya göre insanoğlu şiddetten vazgeçtiği anda ‘kendi gezegenine’ dönebilecek.

Dr.Silver’a göre insanlar evrim teorisindeki gibi gelişmiş varlıklar değillerdir. Bundan on binlerce yıl önce uzaylılar bizleri dünyaya getirerek bırakıp gittiler. Farklı yerçekiminden geldiğimiz için bellerimiz ağrımakta, farklı doğal koşullardan dolayı güneşte kolayca yanmakta, zor doğum yapmakta, çeşitli hastalıklara kolayca yakalanmaktayız. Bu yüzden sık sık dünyalı olmadığımız hissine de kapılırız. Dünyanın en gelişmiş ama bir o kadar da en hassas varlıkları olmamızın tek sebebi hâlâ bu gezegene uyum sağlayamamızdan kaynaklanmaktadır. Getiriliş sebebimiz ise saldırgan bir tür oluşumuz. Yani dünya bizim sürgün yerimiz. Çünkü biz doğal olarak şiddet içeren bir tür gibiyiz ve bundan vazgeçmeyi öğrenene kadar buradayız.

Doktor Ellis Silver eski insanlığın başka bir gezegende uzun dönemler yaşadığını ve bu yaşam koşullarının çok daha rahat olduğunu belirtiyor. İnsanların fiziksel eksiklikleri ve zayıflıklarının bunun en önemli bilimsel kanıtı olduğunu söylüyor. Diğer canlılara göre çok sık hasta olmamız, bağışıklık sisteminin zayıf olması dünya koşullarına karşı değil de, mikropsuz bir gezegende geliştiğimizi gösteriyor. Güneşte sürekli gözlerimizin rahatsızlanması, alerji veya yanma gibi proplemlerin meydana gelmesi de insanların güneşe alışık olmadığının bir kanıtı. Çünkü güneş yanıkları insan derisinin güneşe daha uzak bir gezegene uygun olması nedeniyle oluşmaktadır. İnsanların uzun süre ayakta durduğunda bel ağrısı, fıtık gibi, veya bazı ortopedik proplemlerle karşılaşmasının gerçek nedeni de insanların geldiği gezegendeki yerçekiminin biraz daha düşük olması. Doğumun çok zor geçmesi de normal değil, çünkü hiçbir canlı bu kadar acı çekmiyor ya da doğum yaparken ölmüyor. Dünyadaki diğer canlıların aksine insan bebeğinin kafası oldukça büyük ve doğum esnasında ölümlere sebebiyet verebiliyor. Bu da geldiğimiz gezegendeki türeme yönteminin doğum yoluyla olmadığının göstergelerinden birisi.

Dr Ellis Silver kitabında insanların Dünya’dan çıkmadığını, uzaylıların insanoğlunu dünyaya on binlerce yıl önce yerleştirdiğini söylüyor. 60.000 ila 200.000 yıl önce tamamen oluşmuş, karmaşık organizmalar olarak geldik. Belki de Neandertallerle birlikteydik, belki de sadece yabancılar gibiydik. “Tezim, insanlığın başka yerlerde evrimleştiğini ve 60.000 ila 200.000 yıl önce Dünya’ya taşındığını önermektedir “diyor. Ellis Silver’in dünya üzerindeki insan varlığını açıklamaya çalışan bu görüşüne benzer teoriler daha önce de gündeme getirilmiş, hayatın kaynağının dünyadışı olduğu savunularak şöyle denilmiştir: Eğer yaşam bir dizi kendiliğinden kimyasal tepkime yoluyla başladı ise, dünya üzerindeki yaşamın neden birçok şans eseri kaynak çokluğu değil de tek bir kaynağı vardı? Ve niçin dünya üzerindeki canlı maddenin hepsi, dünyada bol bulunan kimyasal elementlerin çok azını ve gezegenimizde nadir bulunan kimyasal elementlerin ise pek çoğunu içermekteydi? Öyleyse, yaşam Dünya üzerine başka yerden mi getirilmişti?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir