Vampirler Eskiden Var mıydı?

Vampir kültürü Babil’den kalan örneklere dayanır. Kan emme ve öldükten sonra dirilme efsaneleri Orta Çağ’da yayıldı. 1200’lerde İngiltere’de Galli bir din adamı olan Walter Map bir vampirin bütün bir köy ahalisinin kanlarını emmek suretiyle öldürdüğünü iddia etti. Map’ın iddasına göre köyde sağ kalan son kişi kılıcını çekip kana susamış cehennem yaratığının kafasını ensesine kadar ikiye bölmüş ve tehlikeyi sona erdirmişti. 16.yy’da yaşayan köylülere göre vampirler her şekle ve forma girebilen gerçek varlıklardı. Özellikle “Nachzerer” adı verilen yaratık en korkulanıydı. Güçlerini şeytandan alan bu ölümsüz yaratıklar yeryüzüne hastalık ve ölüm yaymak için gelmişlerdi ve onları durdurmanın yalnızca tek bir yolu vardı. Tarih boyunca vampir olduğu gerekçesiyle öldürülmüş çok sayıda insan var .Orta Çağ Avrupa’sında vampirlikle suçlananlar işkencelerden geçirildikten sonra gömülüyordu. Efsanelere göre vampir çam, aspen, akdiken ya da üvez ağacından yapılma bir tahta kazık vampirin kalbine kazık saplanmalı ve ağzına sarmısak yerleştirilip kafasını kesmek gerekirdi. Vampiri yakmak veya kalbini çıkarıp onu yakmak ya da nehre atmakta bilinen çarelerdendi. Gümüşten veya kutsanmış kurşunla da öldürülebilirdi.

Vampir oldukları düşünülen insanların bedenleri öldürüldükten sonra ya yakılır, ya yüzükoyun ve üzerilerine ağırlık konularak gömülür ya da ağızlarına tuğla konularak etkisiz hale getirilmeye çalışılırdı. Bu yöntemler o dönem insanları için kan emici vampirlerden kurtulmak için yeterli bulunurmuş. Bu korunma yöntemine ait bir örnek ise Venedik’te bir toplu mezarda bulunmuştur. İtalya’nın Venedik kentinde veba kurbanlarının mezarlarını kazan italyan bilim adamları, vampirlerden kalmış ağzına bir kiremit sokulmuş halde yatan iskelet keşfettiler. Floransa Üniversitesi’nden uzman Matteo Borrini’ye göre Nuovo Lazzaretto adasında bulunan iskelet, şeytan çıkarma ayini yapılmış bir “vampire” ait olabilir. Arkeologlar, o dönemde vampir olduğuna inanılan insanların mezarlarının kazılıp ağızlarına tuğla koyulduğunu ifade ederek “vebanın kan emen vampirler tarafından yayıldığına ve böylece hastalığı durdurduklarına inanıyorlardı “görüşünü ileri sürdüler.

vampir-ceset

Polonya’nın Gliwice kasabası yakınlarında başlatılan arkeolojik kazılarda vampir mezarlığı bulundu. Yapılan kazılarda ortaya çıkarılan iskeletlerin başının yerinden çıkarıldığı ve bacaklarının yanına ters konulduğu belirlendi. Arkeologlar bu saptamayı, iskeletlerin başlarının vücutlarından ayrılıp bacaklarının üstüne yerleştirildiğini görünce yaptı. Törensel idamlarda bu hareket, ölünün dirilmemesi amacıyla yapılıyor.

vampir-iskelet

Bulgaristan’ın Sozopol kentinde ise bir kilisenin yakınlarında 800 yıl öncesine ait olduğu sanılan iki iskelet bulundu.
Göğüslerine demir çubuk saplanan bu iskeletler Bulgaristan’daki köylerin bazılarında 20. Yüzyılın başlarında uygulanan yaygın bir yöntemle gömülmüş. Cesetlerin ortaçağa ait olduğunu söyleyen bilim adamları bu pagan ritüelinin ülkede yüzyıl öncesine kadar uygulanmaya devam ettiğini söyledi. Putperest inanca göre o dönemde yaşarken “kötü” insan olarak görülen kişiler gömülmeden önce göğüslerine bir demir çubuk saplanmadığı takdirde, toprağın altına girdikten sonra vampire dönüşebiliyorlardı. Ayrıca başka bir inanca göre de bu çubuklar ölüleri mezarlarına bağlayarak gece mezarlarından çıkıp insanları rahatsız etmelerini engelliyordu. Aynı şekilde gömülmüş altı ceset keşfeden arkeolog Petar Balabanov bu adetlerin Sırbistan ve diğer Balkan ülkelerinde de oldukça yaygın olduğunu belirtiyor. Ölülerin gömülmeden önce kalbine kazık saplanması, hatta kalplerinin yerinden sökülerek yakılmasının altındaki inanışın temelinde, ‘vampir‘lerin farklı bir ‘form‘da dünyaya dönüp insanlara zarar verebileceği inancı var. Bulgaristan’da ‘insanların öldükten sonraki ilk dört günde cennet ya da cehenneme gitmediğine, gökyüzüyle yeryüzü arasında kaldığına ve kötü güçler tarafından tehdit edildiğine‘ inanılıyor. Balkanların vampirlerle ilgili mitleri Bram Stoker’in ilk kez 1897 yılında basılan ünlü korku klasiği Drakula romanını da doğrudan etkilemiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir