Virüsler Biyolojik Silah mı?

Biyolojik silahlar insan, hayvan veya bitkileri öldürmek amacıyla kullanılan biyolojik toksinler ya da bakteri, virüs veya mantarlar gibi enfeksiyöz mikroorganizmaları tanımlar. 1972’de imzaya açılan ve birçok ülkenin taraf olduğu Biyolojik Silah Antlaşması ile biyolojik silahların üretilmesi ve kullanılması yasaklanmıştır.

Domuz Gribi Gerçek mi?

Rus Jeopolitik Araştırmalar Merkezi Başkanı General Leonid Ivachov domuz gribinin hızla artan dünya nüfusunu azaltmak amacıyla ABD tarafından laboratuvarda üretildiğini ileri sürdü. Rus RIA Novosti haber ajansına konuyla ilgili açıklama yapan Ivachov, “Amerika’da yapılan birçok araştırmanın sonuçlarına göre 2015 yılına kadar dünya üzerinde 3 milyar fazladan insan olacak. Dünya bu insanları, besleyecek, koruyacak, enerji ve su sağlayacak durumda değil. Bununla baş edebilmek için bazı devletler suni virüsler üretiyor. Ben domuz gribi virüsünün de böyle bir virüs olduğunu düşünüyorum. Virüsler üretilerek dünyanın doğal nüfus dengesinin yeniden kurulmasına çalışılıyor” dedi.

8 genden oluşan domuz gribi virüsünün genetik yapısını ve amino asitlerini inceleyen Avustralyalı bilim adamı ve virüs uzmanı Adrian Gibbs “Yaptığım incelemede bu virüsün bir laboratuardan çıkmış olma olasılığını oldukça yüksek olarak buldum” dedi. Gibbs, grip aşısı veya yeni grip ilaçları geliştirmek isteyen bilim adamlarının laboratuar ortamında yeni grip virüsleri yaratmaya çalıştığının bilindiğini, bu virüslerden birinin laboratuardan “kaçmış” olabileceğini belirtti. Gibbs, virüsteki genetik mutasyonunun domuzlar arasında görülen domuz gribinden 3 kat daha hızlı olduğunu, bunun da virüsün mühendislik eseri olduğu iddiasını güçlendirdiğini ifade etti.

Deli Dana Hastalığının Nedeni Chemtrail mi?

Deli dana hastalığı beyin ve merkezi sinir sistemine etkileyerek bu fonksiyonların kaybına yol açan ciddi bir hastalıktır ve bilinen bir tedavisi bulunmamaktadır.

Bu hastalık büyükbaş hayvanlarda yaygın olarak görülen prion adlı bir proteinin varlığına bağlı olarak ortaya çıkar ve hastalığın insanlara da bulaşabilmesi bilim adamlarının özellikle ilgisini çekmiştir. Konuya şüpheyle yaklaşanlar deli dana hastalığını “Chemtrail” (kimyasal iz) teorisiyle açıklıyorlar. Bu teoriye göre yüksek hızda uçan jet ve uçaklar gökyüzünde arkalarında bıraktıkları izde kimyasal maddeler bırakır. Bu maddeler ölümcül hastalıklara sebep olan virüsleri de içerir. Çabuk yok oldukları içinde de izleri sürülemez. Kimyasal iz teorisyenleri vücuttaki tüm proteinlere etki eden Prionların da bu metotla atmosfere salındığını ve amacın nüfus kontrolü sağlamak olduğunu iddia ediyor.

SARS Virüsü Çin’e Karşı mı Üretildi?

Birçok Çinliye göre göre SARS (Ağır akut solunum yetersizliği sendromu) hastalığı ABD’de üretilmiş, Tayvan ve Japonya’ya yardım etmek, Çin’e zarar vererek Irak savaşından uzak tutmak için gönderilmişti.

Bu görüşü iki Rus bilim adamı da destekledi. Onlara göre böyle bir salgın ancak laboratuvar ortamında insan eliyle üretilebilirdi. Moskova’daki Salgın Hastalık Merkezi Başkanı Nikolai Filatov SARS’a karşı insanların bağışıklık sistemlerinin oldukça etkisiz olmasına, virüsün kökeninin tesbit edilememesine ve yayılma hızına vurgu yaparak, “SARS virüsü insanlar tarafından laboratuvarlarda üretilmiş olabilir” şeklinde açıklama yapmıştır. Diğer bir Rus uzman Sergei Kolesnikov da, SARS virüsünün kabakulak ve kızılcık hastalıklarından oluşan bir “kokteyl” olduğunu ileri sürerek Filatov’un tezine destek verdi ve “Böyle bir kokteyl virüsün doğada oluşmasına imkân yok” dedi.

Ebola Virüsü Biyolojik Silah mı?

Ebola virüsünün tıpkı HIV gibi biyolojik bir silah olarak üretildiğini öne sürenler, ABD’nin olası bir savaş durumunda “biyolojik olarak geliştirilmiş” virüslerin etkisini test etmek için Afrika’yı seçtiğini ifade ediyor. Delaware Üniversitesi profesörü Cyril Broderick Ebolanın Pentagon’un yürüttüğü biyo-terörizm deneylerinin bir sonucu olduğunu öne sürmüştür. Broderick Liberya’da yayın yapan Daily Observer gazetesine yazdığı bir makalede şunları belirtti “Afrika’nın kaynaklarını yasadışı şekilde kontrol etmek amacıyla, başta Afrika olmak üzere, dünya nüfusunu azaltmak için Ebola’yı kullandılar. ABD Savunma Bakanlığı’nın, Ebola salgını Gine ve Sierra Leone’de başlamadan sadece haftalar önce, insanlar üzerinde Ebola deneyleri yapılması için fon sağladığına dair raporlar var. ABD, Kanada, Fransa ve İngiltere, Ebola testlerinin yapıldığı bu tiksindirici ve şeytani işlere karıştı.” Broderick, Sınır Tanımayan Doktorlar, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Hastalıkları Kontrol Merkezi’ni (CDC) gibi organizasyonların da “bu işin içinde” olduğunu iddia etti.

ABD’de “İslam Ümmeti” olarak tanınan siyahi hareketin lideri Louis Farrakhan ise, ebola’nın özellikle siyahilerin yok edilmesine yönelik bir komplo olduğunu öne sürerek “Siyahi veya kahverengiyseniz yok edilmek için seçilmişsinizdir” diyor. Illinois Üniversitesi biyolojik savaş ve Uluslararası Hukuk üzerine çalışmalar yapan Prof. Francis Boyle, 1976’da görülen ilk salgını işaret ederek “Bu normal bir Ebola virüsü değil ben bunu genetik olarak olarak modifiye edilmiş bir virüs olduğuna inanıyorum.” diyerek ABD’nin tedavi çalışma görüntüsü altında Afrika’daki laboratuvarların varlığına dikkat çekiyor. Boyle, bu laboratuvarda bir kaza olmuş olabileceğini, biyolojk silahın çalınmış olabileceğini veya bilinçli bir şekilde deneysel bir virüsün insanlar üzerinde kullanılmış olabileceğini öne sürüyor.

Ebola’ya ilişkin diğer bir teoriye göre, ebola ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri’nin (CDC) “otizme neden olan aşısını unutturmak için” üretildi. Aşı karşıtı hareketin iddiasına göre, ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri’nin geliştirdiği bir aşının otizme neden olduğu ortaya çıktı. Onlara göre halkın durumu öğrenmesini istemeyen CDC ebola virüsünü üreterek insanların ebolayla meşgul olmasını sağlayarak hatalı aşıyı öğrenmesini önledi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir